Flamenko

  • Yazdır

flamenko

Yürüdükçe vakarla,  kırmızı notalar yayılıyor hembra’nın kıvrım kıvrım eteğindenDil suskun, harfler yüzsüz Kastanyetlerin tıkırtısında bir hesaplaşma başlıyor inceden. Vücudunu saran siyah kadifeden isyanı dökülürken macho’nun, örtüyor üzerine dantelâ şalını hembra ve dilleniyor ayaklar. Tak, tak, tak.  Topuklarda isyan, gözlerde harlanan bir ateş. Savaşların, köleliğin, istilaların zemheri izleri fışkırıyor kurşun kurşun gözlerden. Küstah bir tebessüm beliriyor hembra’nın kırmızı dudağında, el kaldıran kaşıyla. Vuruşurken duyguların en ham halleri, kaçıyorlar sağa sola, ileri geri. Yılan kıvrımlarında saklanmış elleri hançerli hayaller bir görünüp bir kayboluyor. Bazen eğilirken baş;  göğüs kabararak barikat kuruyor yenilgi dehlizlerinde yuvarlanmalara inat. Umutla yaklaşıp, eli boş dönen halkların hayaletleri tak, tak, tak sesleriyle siyah gecelerde iz sürüyor. Macho’nun öfkesi, burun kanatlarında bir kabarıp bir sönüyorken, kavranmayı bekliyor yine de ince bir bel tatlı davetkârlığında. Tutunup, yaklaşıyorlar aşk’ın hüzün bahçesine. Kastanyetlerin tıkırtısı hafifliyor, öfkeler diniyor, saat duruyor. Hembra’nın gülü düşüyor saçından, ayaklarının dibine. Macho eğilirken güle, dinginleşiyor tüm duygular umut düşünde.

 

İsra Doğan 

/2011/

Son Güncelleme: Salı, 21 Ağustos 2012 01:01