Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


OSMANLI ADALETİNDE ABD'SİZ BİR DÜNYA --13--

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

 

 

----------------------------  Lütfen ilk bölümlerini de okuyunuz ------------------------------------------

ŞİRVAN ŞAH’TAN GELEN ELÇİ

 

 

Selim Paşa’nın saraydan ayrılmasından sonra bir müddet Arz Odasının penceresinden uzaklardaki Amerikan ve Türk Mahallelerini seyreden Sultan Yavuz’un bulunduğu odasının kapısı vurularak içeriye emir subayı girdi:

- “Sultanım Kafkas’yada bulunan Türk boylarının lideri Dağıstanlı Şeyh Şamil’in torunu Şirvan Şah bir elçi göndermiş. Elçi huzura çıkmak ister.” Yavuz’un camdan dışarı bakan gözleri dolu dolu olmuştu. Hızla emir erine döndü ve üzerine doğru birkaç adın yürüdü. Gözleri göz çukurlarından fırlayacak gibi büyümü ve kıpkırmızı olmuştu. Emir emi sultanın bu halini görünce birden irkildi. Gayri ihtiyari olarak birkaç adın gerilediği anda sultan gürledi:

- “Bre ne beklersiniz, taa Kafkasya’dan,  zülüm bölgesinde, kimsesizler diyarından, benim soydaşım gelmiş. Kafkasya milli kahramanı Şeyh Şamil’in torunu Şirvan Şah’dan name getirmiş de siz onu ne bekletirsiniz. Zaten yıllar var ki, oradaki soydaşları ihmaldeyiz, bir hatırlarını soramadık, bunun ezikliği yılardır içimizi acıtır. Tez elçiyi bekletmeden huzura getiriniz.”

Yavuz’un gürlemesi ile emir erinin fırlaması bir oldu. Emir eri dışarı çıkar çıkmazda Yavuz tahtına doğru yürüdü. Yüzü kapıya dönük tahtın önünde ayakta elçiyi beklemeye koyuldu. Hâlbuki bir sultanın bir kimseyi hele hele de bir elçiyi ayakta karşılaması hükümdarlık mehabetine aykırıydı. Fakat sultan ta uzaklardan gelmiş be zulüm görmüş Müslüman soydaşını ayakta karşılayacak kadar özlem dolu ve tevazu ehli idi.

Kısa bir süre sonra, üzerinde siyah renkli yöresel Kafkas elbisesi ile elçi girdi. Sultanı öylece ayakta kendisini karşılarken görünce büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla bir süre sultanı seyre koyuldu. Sonra sultana 5-6 adım kala diz çöküp selam verdi. Kalbinin atışları elinde tuttuğu kalpağı titretiyordu. Nasıl titremesin koskoca Türk hakanını karşısındaydı ve şahının gönderdiği yardım namesini sunacaktı. Başı yerde sağ eli ile rulo şeklindeki nameyi uzattı. Emir eri nameyi alarak sultana uzattı. Bu sırada elçi göğsünden Kafkas Türklerini temsil eden bir bayrak çıkartarak, büyük bir hürmetle öptü ve onu da sultana takdim etti:

- “Sultanım Şirvan Şah’ım sizi yüce Allah’ın (c.c) selamı ile selamlayarak bu nameyi gönderdi. Birde gönül isterdi ki size dünyanın en değerli hazinelerini takdim edelim. En değerli pırlantaları, yakutları ayağınızın altına serelim ama malumunuz ülke olarak durumumuz belli. Zor günler geçirmekteyiz. Size verebileceğim hediye ancak üzerinde şehitlerimizin kanının ve gazilerimizin terinin kokusunun bulunduğu bu bayrak. Lütfen kabul ediniz.”  Sultanın gözleri dolu dolu olmuştu. Bulunduğu makamdan ve konumdan utanmasa şuan hüngür hüngür ağlayacaktı. Gözlerini elçiden kaçırdı ve yine o gür sesi ile devam etti:

- “Elçi sen zaten bize dünyanın en değerli hazinesini getirdin. Bundan ala hediyemi olur. Yeter ki bizler bu hediyenin kıymetini bilelim.” Sonra emir erine döndü:

- “Elçi bize yakışacak en güzel şekilde ağırlansın. Bizler nameyi değerlendirdikten sonra kendisine gerekli bilgiyi ulaştırırız. Şimdi istirahata çekilebilir. Kendisi ile bizzat siz ilgileniniz.” Dedi ve elçi ile emir eri girdikleri saygı gibi aynı sevgi ve hürmetle kapıdan dışarıya çıktılar.

Yavuz elçinin dışarı çıkmasını zor beklemişti heyecan ve merakla nameyi açtı. Tahtına oturdu ve okumaya başladı:

“Yavuz Han hazretlerine, zatı şahanelerinize Kafkasya’dan selam gönderiyorum. Ama beklide bu sizlere gönderdiğim son selamdır. Bunu ancak yüce Allah bilir. Bizler burada, Moskof ellerinde hem dinimiz hem de milletimizin varlığı için küffarla mücadele içindeyiz. Hâşâ bu mücadelemizde zerre kadar isyankâr veya sitemkâr davranmıyoruz. Ama bizimde imkân ve olanaklarımız bir yere kadardır. Elimizden fazla bir şey gelmiyor. Sokaklarımız her gün bombalanıyor, her gün onlarca ölü ve yaralı veriyoruz. Çoğu şehirlerimizde elektrik adına hiçbir şey yok. Su yok, ekmek yok, ilaç yok. Hastanelerimiz yetersiz, sahra hastaneleri kurduk onlarda sağlıksız. Yaralılarımız özellikler yoğuz bakım ve diyaliz hastalarımız ölümün eşiğindeler. Eğer bizler bu zülüm altında ölürsek, Kafkas halkı olarak eriyip yok olursak bu zulümleri görüp de tepki göstermeyen, yardım çağrımıza kulak vermeyen başta Müslüman ve Türk devletleri olmak üzere hiçbir ulusa Allah’ın huzurunda hakkımızı helal etmeyeceğiz”

 Yavuz’un gözlerinden aşağıya boncuk boncuk damlalar süzülmeye başlamıştı. Doğruya yıllardır bu insanların acılarını neden hiç kimse görmemişti. Sağlığında bir kerecik olsun hatırını sormayıp, derdine koşmayıp çok yaşa diyemediği, biraz daha yaşayabilmesi için gayret sarf edemediği bu adamların ardı sıra mezarında oturup dua etmenin, rahmet okumanın ne faydası olur du? Sonra tekrar mektuba devam etti:

- “Belki bize yetişmese de bizden geriye kalanlara yardım elinizi uzatmanızı bekliyorum. Bir Müslüman ve bir Türk olarak bunda da haklı olduğumu düşünüyorum. Biz burada varlığımızı devam ettirmeliyiz ki, Türkler ve Müslümanlar sizinde sayenizde tekrar dünyaya hakim olabilsin. Sultanım Türklere iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez. Zira Allah’ın azmi iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır. Bizler bunun bilinci içerisinde hareket etmekteyiz. Bizler Şeyh Şamil’in varisleri, sizler ise bir zamanlar dünyaya nam salan, bir fermanı ile dünyaları titreten, orduları dize getiren, sarayları tarumar eden Osmanlıların varislerisiniz.” Gözünü mektuptan kaldırdı karşı duvarda bulunan Osmanlı Devletinin haritasına derin derin baktı ve koca bir iç geçirdi. Sonra tekrar mektuba döndü:

    - “Soyumuzun ve neslimizin sürekliliği, İslam’ın Kafkaslardaki devamı için Acele yardımlarınızı bekliyoruz. Saygılarımla Kafkas halkı adına Şirvan Şah”

Bu gelen name Kafkasya milli kahramanı, ömrünü Ruslarla mücadele ile geçmiş ve bir zamanlar Kafkas Kartalı adı ile nam salmış Şeyh Şamil’in torunundan geliyordu. O Şamil ki; bir avuç askeri ile 35 sene Rusların koca ordusuna karşı akıl almaz bir mücadele vermiş, Kafkasya’nın istiklali için çırpınmıştı. Demek ki Moskoflar yerinde durmamış dün Şeyh Şamile yaptıklarını bugün de torunu Şirvan Şah’a reva görüyorlardı.

Birden Şeyh Şamil’in 3.000 kişilik müridi ile General Grabbe komutasındaki 10.000’i aşkın donanımlı Rus ordusunun kuşatmasına karşı 80 gün süren ve harp tarihine geçen direnişi aklına geldi. Hatta bu savaşta sadece insanlar ölmemiş; Ruslar aylar süren savaş sonucu işgal ettikleri bölgelerde ağaçları, ormanları yakıp, tek bir canlı yaratık bırakmadan katliamlarına devam etmişleri. Her şey aslına çeker sözü yine doğruluğunu göstermiş. General Grabbe’nin torunları da asıllarına çekip dedeleri ile aynı yolu seçerek katliamlarına devam etmişlerdi.

Yavuz mektubu büyük bir hürmet ve hasretle kokladı sonra öpüp göğsünün üzerinde bulunan cebine özenle yerleştirdi. Daha sonra hiddetle kapıya yöneldi Arz odasının kapısını bir hışımla açarak yaver odasında bekleyen emir erine var gücü ile bağırdı:

- “Tez bana Tuna Paşayı, Muhammed Tuna Paşayı çağırın. Ne işi ne meşgalesi varsa hepsini yarıda bırakıp ivedi olarak gelsin. Kaybedecek bir tek dakikamız bile yok. Bilesiniz.”

Yavuz’un sesi Kan Kırmızı Beyaz Şahlan Sarayının duvarlarını yıkarcasına yankılarınken sarayda da bir koşuşturma başlamıştı.

-----------------------------İNŞALLAH DEVAM EDECEK------------------------------ 

Son Güncelleme: Perşembe, 25 Eylül 2014 21:03

 

Destan Romanlar

Manas'ın Oğlu
Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ikinci bölümü, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1598
mod_vvisit_counterDün3594
mod_vvisit_counterBu Hafta1598
mod_vvisit_counterGeçen Hafta24852
mod_vvisit_counterBu Ay58152
mod_vvisit_counterGeçen Ay112267
mod_vvisit_counterToplam17804578

Şimdi: 61 misafir, 5 bots var.
IP: 3.227.254.12