Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


Ekmeğime dokunma

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

 

Sofralarımızın vazgeçilmez nimeti, yere düştüğünde ayakaltından alınıp yükseğe konulan, eski tadını kokusunu arayıp da bulamadığımız, bulduğumuz kadarına razı olduğumuz ekmekle uğraşılıyor son günlerde. Beyaz ekmekteki kepek oranı %65’e çıkarılırken, tuz oranının da azaltılması R.T.Erdoğan’ın talimatıyla Ekmek Tebliği yürürlüğe girmiş bulunuyor. Gerekçeye bakıldığında yanlış bir şey yok. Evet, kepek  içerdiği lif nedeniyle sindirim sistemini daha iyi çalıştırır belki, daha tok da tutabilir. Bunlar olumlu tarafları elbette ama serbestçe satılan birçok ürün dururken neden bu defa ekmeğe kafayı taktılar tek zararlı buymuş gibi?

Alkol, tütün rahatlıkla satılmasına izin verip, üzerinden vergi alarak kazanç sağlayan devlet bu iki ürünü neden görmezlikten geliyor? Kime ne ben beyaz ekmeği seviyorsam.

Sağlık harcamalarını kısılmaya çalışılıyorsa eğer alkol ve sigaraya el atılsın mesela
Silah ruhsatı alma yaşı 21 iken, içki satışında yaş sınırının 24 ‘e yükseltilmesi ile olmuyor bu iş.

Marketler desen, sağlığa zararlı besinler bakımından saatli bomba gibi. Hazır çorba mı ararsınız, asitli içecek mi, patates cipsleri mi... Ne ararsan  var.

Bu kadar sağlığa zararlı ürün dururken peynirimize, zeytinimize katık yaptığımız ekmeğin hedef tahtasına konulmasının arkasında ne var, kimin cüzdanının daha da şişmesi ile ilgili diye düşünmeden edemiyor insan.

Bir vakitler belki bazılarınız hatırlar, yeşil mercimeğe takmışlardı kafayı. Mercimekçi adı verilen Prof. Dr. Ayşe Baysal her gün çıkıp yeşil mercimeğin faydalarını anlatıyor tarifler veriyordu. Sonra ortalardan kayboldu.

Gazeteci Güngör Uras’ın bir araştırmasından çıkan şöyle bir sonuç çıkmış arşivlerden öğrendiğime göre:

“Mercimek stoklarımız eridi ama artık şimdi  kırmızı mercimeği Kanada, Hindistan ve Amerika’dan ithal ediyoruz. İthalatçı,Türkiye’deki çiftçinin dikim zamanı fiyatı indirip, Türk üreticisinin ekimini, dikimini engelliyor. İçeride mal yetişmeyince de fiyatlara bindiriyor. Bir de Mersin Serbest Bölgesi’nden mal çıkışı gevşediğinde gümrüksüz ithal malı pirinç ve bakliyat fiyatları aşağıya inip, yerli üretimi vuruyor.”

2012 yılına ait bir haberde de şu ilginç bilgilere rastladım:

“ABD Tarım Bakanlığı'nın Dış Tarım ve Ekonomik Araştırmalar servislerinin raporuna göre, 2012/2013 dönemi dünya buğday üretimi 41,3 milyon ton, Türkiye üretiminin ise 3,3 milyon ton düşmesinin beklendiği bildirildi.
…...................
Okan Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı ve bir firmanın hububat ürünleri enstitüsü direktörü Prof. Dr. Hikmet Boyacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dış Tarım Servisi'nin ''Dünya buğday üretim, Tüketim ve Stokları'', Ekonomik Araştırmalar Servisi'nin ''Buğday Görünümü'' raporlarına göre, Temmuz 2012/Haziran 2013 dönemi dünya buğday üretiminin, geçen sezona oranla, 41,3 milyonluk düşüşle 655 milyon ton seviyelerine gerileyeceğini söyledi.”
….........

Ocak  2013, TV’deki haberlerde ekmeğin kepek oranının artırılıp tuz oranının azaltılacağı  belirtiliyor.
Bir de deniliyor ki, “ bir süre gözleyeceğiz, tüketici buna alışırsa tamamen beyaz ekmeği kaldıracağız... “
Üzerimizde, sofralarımızda denemeler yapılıyor yani.

Buyurun buradan yakın.

Ekmeği koydum kısa bir süre kenara, etrafıma şöyle bir baktım yeniden. Hemen hemen her köşede gördüğümüz hamburgercilere, iştahla yediğimiz( neden acaba?) hamburgerlere ne demeli?
Bir de mangal olayı var, zararlıları saymaya devam edersem say say bitmeyecek. Mangalın dumanında da, közlere düşüp cızırdayan yağında da, etinde de kanserojen maddeler var(mış). Sucuk, salam, sosis desen onlar ayrı hikaye. Nitratıymış, MSG’siymiş... uzar gider.

Haydi pikniğe gitmek, mangal yakmak da yasaklansın.
Bundan böyle zinhaaarrrr pikniğe gidilmeye, karda sucuk ekmek keyfi yapılmaya, yoksa çok fena olur çookkk, uf olursunuz uf...

Yeniden ekmeğe döneceğim. Sen üretmezsen ben kendim yaparım beyaz ekmeğimi. Akıl vermiş olmayayım ama kızartma da zararlı, balık aldığımda da nasıl yiyeceğimi sen belirle istersen. Yüce devletüüüümm...
Ya yiyeceğim ben o ekmeği ya yiyeceğim, balığımı da illaki kızartacağım...

Ekmekle, tuzla oyalanıyoruz, bu arada tren yolcularını almış götürüyor.
Neyse sevgili  okuyucularım, ben sizleri uyandırmış olmayayım, haydi uykunuza devam edin siz.

İyi uykular...

Müşerref Özdaş

Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 07:34

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Kırk Kahraman Kız
Karakalpak Türklerinin Kırk Kız Destanı, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3487
mod_vvisit_counterDün5012
mod_vvisit_counterBu Hafta8499
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay70473
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18169039

Şimdi: 49 misafir, 1 üye, 2 bots var.
IP: 35.172.150.239