Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


ŞİİR DÜNYASI -I-

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Bugün şiirle ilgili bir şeyler yazmak, daha doğrusu bir yazı dizisine başlamak istiyorum. Zaman zaman şiir yazımıyla ilgili olarak “Güzel şiir nasıl yazılır, nelere dikkat etmeliyiz, hangi tarzda yazmalıyım, şiir yazarken uyulması gereken kurallar var mıdır, varsa nelerdir?” gibi pek çok soru geliyor.  Elimden geldiğince yanıtlamaya çalışıyorum, ama bu kişisel ve yüzeysel anlatımlar ne denli yararlı ve kalıcı oluyor bilemiyorum. Bu nedenle daha derli toplu ve kalıcı olması, geniş kitlelere hitap edebilmesi adına konuyu bu yazı dizisinde ele almak istedim. Umarım yazacaklarım şiirle ilgilenen, kendince bu işe gönül verenlere birazcık da olsa ışık tutar.

Öncelikle şiir nedir sorusunun açılımını yaparak işe başlayalım. Her ne kadar sözlüklerde* “Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi.” diye kısır bir tanım içine sıkıştırılmaya çalışılmış olsa da şiirin tanımı bu kadar basit olmamalıdır diye düşünüyorum. Şiir, yaşantımızı yansıtan, dizelerin arkasında, gizeminde, saklanmış düşünceleri, düşleri, özlemleri vb. birikimlerin hepsini sunabilme gayretiyle az ama öz söyleyişlerle bu duyguları en yoğun şekilde aktarabilen ve okurda estetik duygular uyandıran bir yazın türü, yazın sanatıdır, diyebiliriz. Bir başka deyişle kısaca şiir, edebî anlamda az kelimeyle pek çok duyguyu anlatabilme sanatıdır, dersek yanlış söylememiş oluruz.

Şairlerin sözcükleri sanatsal açıdan kullanma yeteneklerine bakıldığında, sıradan kişilere oranla daha üst düzeyde oldukları görülür. Hatta çok geniş bir söz dağarcığına sahip oldukları, dahası bu sözcüklerin pek çoğunu kendilerinin yarattığı ve geliştirdiği, sonuçta da kendi dağarcıklarını zenginleştirdiği görülür. Sıradan bir sözcüğün sözlük anlamının yanı sıra bir şairin dizelerinde çok farklı anlamlarda kullanıldığını görmek olasıdır ve adeta dil içinde yeni bir dil yarattıkları düşünülebilir. Onların gerçek ya da düş dünyalarını sanatsal biçimde dizelerinde sıraladığı sözcüklerle yansıtan imgelerin, simgelerin ve söz sanatlarının, kısacası şiirlerinin okuyucu üzerindeki etkisi bir şairin yeteneğinin kendine özgü göstergesidir. İşte bu da o şairin kişiliğini, sanatçılığını yansıtan üslubu olarak değerlendirilir.

Şiirlerde iki özellik aranır ki bunlar çok büyük önem arz eder: Birincisi, şiirin bütünlüğünde sunulan konu, bir başka deyişle içerdiği anlam; ikincisi ise birincinin paralelinde yansıyacak olan anlatım tarzıdır. Sadece anlam aramak şiiri şiir olmaktan çıkarır. Önemli olan anlatılmak istenenin anlatım şeklidir. İşte sanatın ve farklılığın, şairliğin devreye girişi de bu noktada başlar. Aksi halde eline kalem alan herkes alt alta anlamlı satırları sıralayarak çok iyi bildiği bir konuyu aktarabilir. Sonuçta ortaya yalın, düz bir anlatım tarzı çıkar ki bu da hiçbir estetik özelliği olmayan, sanatsal kaygıdan uzak bir metin olmanın ötesine geçemez. 

Şiirin ahenginde dilin, sözcüklerin müzikalitesini yansıtabilmek, hedef kitle olan okuyucunun beğenisini kazanmak için en büyük etkendir. Şiire ahenk veren özellikler nelerdir? İlk akla gelen elbette ölçü, yani şiirin kalıbıdır. Arkasından da kafiye düzeni ve rediften söz etmek gerekir. Bu özellikleri barındırmayan şiirler yok mudur? Elbette vardır. Serbest tarzda yazılan şiirlerde ölçü ve kafiye kaygısı o kadar ön plana çıkmaz. Kafiye düzeni olmamasına rağmen  iç kafiyelerin varlığı kendini hissettirir. Serbest şiirde ölçü ise söz konusu bile değildir. Ölçüdeki bu serbestliğe rağmen konudaki bütünlüğün, anlam sağlamlığını korumanın sorumluluğu şairin en önemli kaygısıdır.

Eğer geniş anlamda bir sanat kaygınız ve beklentiniz yoksa, “Ben kendimce, kendimi ifade etme derdindeyim.” diyorsanız; kendiniz ve yakınlarınız, dostlarınız için yazıyorsanız sizi kimse kısıtlayamaz ve yargılayamaz. Gerek hece ölçüsüyle gerekse serbest tarza yazdığınız şiirlerinizde önemli olan duygularınızın okuyucularınıza yansımasıdır. Bunu başarabilmişseniz gerisi önemli değildir. Sanat olsa ne olmasa ne? Kaldı ki “Canım şiir yazmak istiyor, hadi bir şiir yazayım!” demekle şiir yazılamayacağını bilmeyen yoktur. Eğer duygular en üst düzeyde değilse, iç dünyamızda bizi dürten bir şeylerin varlığını hissedemiyorsak bu iş zaten olmaz. Siz kendi dünyanızda bunları yaşamış olmalısınız ki duygularınızı şiir adıyla yansıtmaya çalışmışsınız. Şiir duygudur, şiir yaşamın ta kendisi olup adeta onun yansımasıdır. Sevgi, nefret, özlem vb. insanî vasıflarımızın doruk noktalara erişmesidir. Dolayısıyla siz kendinizde bu özellikleri bulabiliyor  ve bunları kaleme dökebiliyorsanız  mesele çözülmüş demektir.

Şiirde bütünlük, konu, anlam dedik. Bunu biraz açmak istiyorum. Şiir yazmaya karar verdiğimizde, hani “İlham geldi.” derler ya işte o anlarda duygular her ne kadar belirli bir noktaya odaklanmış olsa da tüme varım gereğince işleyeceğimiz konunun bütün olarak zihnimizde belirlenmesini sağlamalıyız. Bu bizim bakış açımızın, felsefi görüşümüzün yansıması olacaktır. Bir aşk şiiri yazacaksınız diyelim. Binlerce şair bu konuyu işlemiştir, işleyecektir. Ayrıcalık işte burada kendini gösterecektir. Yani bakış açınızdaki yansımanız sizin farklılığınızı ortaya koyacaktır. Konuya bakışta, nefret mi, mutluluk mu, umutsuzluk mu, beklenti mi ya da keder mi ön plana çıkarılacak, yansıtılacak? Eğer bu duyguların yansımasında tutarlılığı elden kaybedersek şiir şiir olmaktan çıkar. Sıradan bir karalama, deneme olarak masanızın bir çekmecesine hapsolur. Üç beş gün sonra elinize aldığınızda siz bile “Ben bunu nasıl şiir diye yazmışım.” diye kendinizden utanır, bir çırpıda yırtarsınız. Yırtın, evet güzel bir noktaya geldik. Bol bol şiir yazın ve yırtın. Her yırttığınız şiir sizi bir basamak ileriye taşıyacaktır. Bundan emin olabilirsiniz. Sözcüklerin gizemini çözmeye başladığınızda önce kendiniz sevecek, beğeneceksiniz yazdıklarınızı, sonra başkaları. Öyle an gelecek ki yazdığınız bir şiirde sadece bir sözcüğün bile sizi rahatsız, daha doğrusu tedirgin ettiğini göreceksiniz. Sözcükten beklediğiniz anlamın sizin yansıtmak istediklerinize ve şiirin bütünlüğüne denk düşmediğini hissedeceksiniz. Bu hissin tarifi yoktur, yaşamak gerekir. O his ki elinizi kolunuzu bağlar ve şiirinizi hapseder. Günlerce etkisinden kurtulamazsınız. Hiç ummadığınız bir anda çözüme kavuşturan ışık parlayacaktır. “İşte bu, işte günlerdir aradığım, sözcük buydu.” diyeceksiniz. O anda yaşadığınız duygunun tarifi ise çok zordur. Bu tür olaylar kendinize olan güveni pekiştirecek, zaman içerisinde şiir konusunda adımlarınıza hız kazandıracaktır. Sözcüklerin gizemli dünyasını keşfetmenin, anlamlarına yeni anlamlar yüklemenin hazzını bir başka hissedecek, yaşayacaksınız.

Beynamaz bir gün imama gider ve “Hocam abdestsiz namaz kılınır mı?” diye sorar. İmam tersler “Bu nasıl soru bre zındık, hiç öyle şey olur mu?” Beynamaz sakin ve kendinden emin “Ama ben kıldım oldu.” der. İşte bu hesapla isteyen herkes şiir yazabilir. Bunu kimse engelleyemez ve aksini söyleyemez. Buna rağmen şiir yazmanın özel bir yetenek olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Elbette isteyen herkes şiir yazabilir. Çok da zor bir iş değildir. Hele serbest tarzda yazmak… Cümleleri kendinizce alt alta sıralayın, işte size görsel olarak bir şiir. Oysa düz yazıdan farklı olması gereken özellikleri barındırmadığı sürece bu sıralanmış dizelere şiir demek, şiire yapılan bir hakaret, haksızlıktır. Buna rağmen yukarıda anlattığım hikâye anlayışıyla “Ben yazdım oldu.” diyorsanız elbette söz söylemeye hakkımız olmaz. Doğrudur, kendi değer yargılarınız doğrultusunda güzel bir şiir yazmış olabilirsiniz. Hani derler ya, kuzguna yavrusu şahin gibi görünürmüş. İşte o hesap siz de kendinizce böbürlenir durursunuz. Şiir, kendince kendini anlatabilmektir. Siz de kendinizce kendinizi, duygularınızı ya anlatmış, ya da anlatamamışsınızdır. Bu sizin sorununuz olduğu gibi şiirinizin de sadece kendinize hitap etmeye mahkûm olduğu anlamına gelmektedir. Amaç buysa söz bitmiştir. Yok, “Ben evrensellik, kalıcılık beklentilerindeyim; edebî değer yüklü, binlerce okuyucuya hitap eden eserler üretmek istiyorum.” diyorsanız işte o zaman şiire, şairin dünyasından, onun gözü hatta gözlüğüyle bakmanız gerekecek. Bu dünya şiir dünyasıdır. Başarı, bol bol şiir okuyarak, geniş ve farklı bakış açıları edinilerek elde edilen kazanımlarla gelecektir. İşin en önemli püf noktası da işte burada yatmaktadır.

Devam edecek

Tahsin MELAN

 

* TDK Türkçe Sözlük, Ank. 1988

 

Yorumlar  

 
#1 Ayse Demir 27-12-2012 18:50
Cok hos ve anlamli bir yazi. Kaleminize ve düsüncelerinize saglik.. Devamini merakla bekleyecegim.

Saygilarimla efendim.
Alıntı
 
 
#2 Tahsin Melan 29-12-2012 02:59
Ayşe Hanım, merhabalar!

Göstermiş olduğunuz ilgiye ve güzel sözlerinize teşekkürlerimi sunuyorum. Yazının devamında görüşmek umuduyla.

Saygılarımla
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

YARDIMSEVER AVCI
Kazak Türklerinin Kambar Batır Destanı, 96 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5784
mod_vvisit_counterDün8076
mod_vvisit_counterBu Hafta47019
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay64331
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20182980

Şimdi: 73 misafir var.
IP: 3.226.245.48