Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


Bir Kahve, Bir Ömür - 1

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

 

   “... fikir ordusu, çaba ordusu, azim ordusuyuz;

    cahilliği, karanlığı yıkar geçer, ilme hizmet ederiz.”

             Öğretmen Okulu Marşı

                                        Tevfik Fikret

 

 

Bizim Lüleburgaz’da oturan Eğridere’li ( Ardino, Bulgaristan ) bir emekli öğretmen olacak da ben onu ziyarete gitmeyeceğim?...Hayatta olmaz!

Ev adresini bilmediğim için telefonla sözleştik – ertesi gün benim iş çıkışımda falan kahvehanenin önünde buluşacağız diye. Eşim işten daha geç çıkacağından  buluşma yerine yalnız gidiyorum. Amcayı tanımıyorum, ipucu yok, fotoğraf yok. Buluşacağımız yer erkek kahvehanesi. Erkenciyim, içeriye giremiyorum. Aradan 10 dakika geçmedi, minibüs durağından bu yana boylu boslu, lacivert  takımlı bir adam geliyor, olsa olsa Salih Öğretmen budur işte, dedim içimden. Benim her halim de birisini bekliyor olduğumu göstermiş  olacak ki, yüzünde tebessümle yaklaştı, selamlaştık. Kısa hal-hatırdan sonra, Kahvehaneye uğrama gereği duymadan, Salih Öğretmenin evine doğru yollandık. Çok geçmez eşim de telefondan arar, tarif ederiz Öğretmenin evini.

 Salonun üç köşesine de yerleştirilmiş ikili koltuklardan birine oturdum. Dördüncü köşedeki masada gazeteler var. Oraya baktığımı gören ev sahibi “Televizyon da eksik olmasın, ama gazetenin kokusu bir başka” diyor. Sohbet ilerledikçe belli oluyor ki, aile gelirinin bir kısmı sabah saat 8.00-de en yakın bakkaldan her gün alınan tam 3 gazeteye ayırılıyor. Aydınlıkçı gazeteler... Şüphe yok ki, bu mekanda okumak yılların önemli bir alışkanlığı.

Anlat bakalım, anlat, Salih Amca ...

1928 yılında, Mleçino (Sütkesiği) mahallelerinden Alkaya’da,  6 çocuklu bir ailede doğmuş Salih Abdulatifov Azizov – bugün Salih Mutlu.

“Ağabeyimle beraber okuduk. İlkokuldan Nuvvab’a kadar. Nasıl oldu? Birinci sınıfı okumadan, doğrudan ikinci sınıfa yazdı bizi Terzi köyünden Sami Öğretmen. Mahallemizin namaz hocası kuran okumayı öğretmişti ikimize de. Beş yaşında hatim indirdik.

Nuvvab’ta da beraberiz ağabeyimle. Recep Abdurahman, Mecit Efendi (Allah Rahmet Eylesin), 4 sene aynı odada kaldık. Derslere hep öğretmenlerin kitaplarıyla hazırlandık. Öğlene kadar okul, öğlenden sonra öğretmenin kitabını içimizden biri dikte ederdi, biz de dersi yazardık. Daha çok ben katılıyordum, ağabeyim benden aktarıyordu notları. Okuldayken ağabeyim evliydi. İbrahim Efendi, Hafız Nazif Efendi, Hacı Memet Efendi öğretmenlerimizden bazıları. Süleyman Sırrı Fransızca veriyordu. Arapça, Türkçe, Fransızca okuyorduk… Okulumuzun müdürü Ahmet Davutoğlu idi. Nasibimizde varmış – Davutoğlu’nun cenaze merasiminde bulunduk. Mekanı cennet olsun. Hafız Nazif Efendi ruhiyat verirdi. Derste sinek uçsa duyarsın, öyle natıka sahibiydi. 40 çocuk 40 nefes, gık diyemeyiz. Oysa İsmail Efendi’yi kimse dinlemezdi.

Osman Kılıç Tarih, İslâm derslerimize giriyordu. Natıkası mükemmeldi. Kimse yerinden kımıldamazdı. Şimdi nerededir, sağ mıdır, bilgim yok.”

Bu arada hemen sevinçle Osman Kılıç’ın sağ olduğunu ve adeta günler önce Bulgaristan ziyaretinde Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e rehberlik ettiğini bildiriyorum. Konuya ilişkin makalenin de elimde olduğunu söylüyorum (iki gün içersinde “Rumeli” dergisi kendisine teslim ediliyor).

Bu gibi sohbetlerde albümlere bakmadan geçilir mi?

“Bir sene beraber olduk Rasim Bilâzeroğlu’ile. Çok iyi konuşurduk. Çok iyi şiirler yazıyor, bizlerle paylaşıyordu. İğridere (Eğridere)’ de ne kadar ünlü insan varsa, en ünlüleri Ercek’lidir (Eğridere’ye bağlı Ercek köyü). Takdir ettiğim, müfettiş İsmail Mustafov da Ercek’liydi.

1957’nin sonlarıydı. Eğridere’de Kostov diye biri vardı. Benden bir çizelge hazırlamamı istemişti. Haskovo’ya, İl Eğitim Müdürlüğüne götürüp bırakmamı istedi. Hazırladığım dosyayı teslim ettim. Bir sonraki gün Eğitim Müdürlüğünden, Terziev tarafından müfettiş olarak tayin edildiğimi öğreniyorum. Tam bir sürpriz oldu”.  Eşim de, ben de saf saf baka kalıyoruz. Bu önemli bilgiyi nasıl da   sakin, alçak gönüllülükle, sıradan bir olaymış gibi geçiverdi. Biraz daha ayrıntılı anlatmasını rica ettim. Bir süre sustu, sessizce düşündü, sonra devam etti: “Haskovo’da, 1958 – 1960 seneleri arasında 2 yıl boyunca Türk Okullarını teftiş ettim  - Eğridere, Kırcali, Momçilgrad, Madan, İvaylovgrad, Harmanlı. Kızım, eğitim düzeyi yüksekti o yıllarda ...

***

Devam edecek....

Son Güncelleme: Perşembe, 06 Aralık 2012 17:29

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Kırk Kahraman Kız
Karakalpak Türklerinin Kırk Kız Destanı, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün699
mod_vvisit_counterDün3976
mod_vvisit_counterBu Hafta22752
mod_vvisit_counterGeçen Hafta61677
mod_vvisit_counterBu Ay101741
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20220390

Şimdi: 49 misafir var.
IP: 3.235.107.209