Alain Diyor ki :

Büyük başarılar kişiyi aptallaştırmadığı takdirde kişi alçakgönüllü olur.


BİR ÇİFT ÇORAP

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Nesrin’ in en sevdiği arkadaşı kimdir biliyor musunuz?

Bir gün ben onun arkadaşını kitapçılarda buldum

Pippi’nin görünüşü çok ilginçti: yanlara doğru dimdik açılan iki örgü halinde havuç kırmızısı saçları vardı. Burnu küçük bir patates biçimindeydi ve üzeri çillerle doluydu. Burnunun altında sağlıklı, bembeyaz dişlerinin göründüğü oldukça geniş bir ağzı vardı. Üzerindeki giysi pek garipti. Bu giysiyi Pippi kendi dikmişti. Aslında tamamı mavi kumaştan olacaktı, ama kumaş yetmeyince Pipi orasına burasına kırmızı yamalar yerleştirmek zorunda kalmıştı. İnce uzun bacaklarına uzun çoraplar giymişti. Çorapların biri yeşil, öbürü kavuniçiydi. Ve ayaklarının tastamam iki katı büyüklüğünde bir çift ayakkabı giyiyordu. “Pippi Uzunçorap”, İsveçli ünlü yazar Astrid LİNDGREN’nin çocuklar için yazdığı eserin kahramanıydı.

Nesrin her yaz tatilinde, bu ilginç kızla tatilin tadını çıkarıyordu.  Pippi onu hayretler içinde bırakıyordu. Kimsesiz olan kız buna rağmen dünyayla baş edecek güçte olması Nesrin’in çok hoşuna gidiyordu.

Neden arkadaşım bu sıra dışı çorapla arkadaş olmuştu ki? Çünkü çocukluğunu  anımsıyordu, özlüyordu. Bir kez daha Uzun Çorap Pippi’nin arkadaşlarıyla -  Nelson maymunuyla ve atıyla geçirilen maceraları yaşayıp heyecanlanmak istiyordu…

Aradan günler geçmişti. Bir sabah Facebook’ta bir yazıyla karşı karşıyayım. “Millet ruh eşini bulamıyor Arkadaş, ben daha sabahları çorabımın tekini bulamıyorum. Nerede yanlış yapıyorum acaba?” diye kahroluyordu paylaşan.

Kadriye ile  Nesrin’e  sorsun bu vatandaş. Ben onları bir çift çorap arkadaşları diyebilirim. Tıpkı yalnız olmayan tek varlık – çorap gibiler. Daima beraberler…

Çorap deyip geçmeyin. Bakın şimdi bir çorap ne çok şey anlatacak;

Bir Okul Öncesinden tekerleme: “Gün gün güneşim / nerde kaldı İbişim / İbiş çorba  pişirmiş / içine çorap düşürmüş / ah İbiş vah İbiş / karnım şişti, bu nasıl iş…’’

Sahi, deyimlere de göz atalım: “Çorap söküğü gibi gitmek”. Ey arkadaşım, hele bir başla sen, bak nasıl çorap söküğü gibi gidecek işin Nesrin.

“Başına çorap örmek”- kimse bunu başaramaz arkadaşım, sen izin vermediğin sürece. Bunu asla unutma… “Çoban çorabı kendi örer” diye bir Türk Atasözümüz vardır Nesrin,  onların başına gelir. “Sadece ayakkabı bilir, çorap delik” (Kadriye bilir senin sırlarını, başka kimse sana yakın olamaz). Polonya Atasözüdür.

Kızma, ama “Çarık, çorap, dolak. Ben sana çarık, çorap, dolak mi dedim?” Bak, bak Nesrin, çoraba bak!

Bir gün 5 yaşındaki çocuklar Huzur Evini ziyaret ederler. Gönüllerinde  sevgi, ellerinde çoraplar var. Yeni alınmış, yeni günde sımsıcak ninelerin, dedelerin ayaklarını ısıtsınlar diye. “Beni hatırla” der 5 yaşındaki çocuk. Yorgundur alan eller. Gözyaşı vardır nurlu yüzlerde.  Aslında o anın, sevinç, huzur, mutluluk gözyaşlarıdır. Acaba bir çift çorabın iki nesil arasında ne işi vardı? Evet, nesiller arasında köprü kurmuştu.

Bildiğimiz bir çocuk oyunu vardır. Kırkayak en çok hangi gün yorulur? Düşüneyim der: “Çocuklarının ayaklarını giydirdiği gün”. Bu basit, ancak unutulmaz bir çoraptır Nesrin! Hazır ol, müthiş bir huzur geliyor. Nasıl mı?

Kolaylıklardan uzak, biraz hafızamızı zorlayalım. Çocuğumuzla birlikte kukla yapalım. Sanat üretelim. Her canlı az buçuk bunu sunabilir. Yeter ki, istesin. Vallahi isteyelim arkadaşım. Sınırsız bilgiyi paylaşalım,  eğlenelim çocuklarımız ile. Çorap, el kuklalarının tüketim süresi yoktur. Çok uzun yıllar bizimle olacaklardır. Tabii ki, Nesrin, istediğin sürece bu devam edecektir. Hikâyeleri bilinenlerden olur, birlikte çocuğunla o anda doğaçlama yapabilirsin. Sanatsal ruhta hangi çarpışlar öne geçiyorsa, ne düşünüyorsanız öyle sunum gerçekleştirin. Karşımıza çıkın. Tümünü kabul ediyoruz. Ruhumuzu canlandırın. Sadece metinlerinizi dinlemiyoruz, sihrine teslim oluyoruz. Senin çorap kuklan ne kazandırdı bizlere?

Dikkatimizi o yöne verdik mi,  bize mutluluk kazandırır. Onun ölçüsü yoktur. Büyüktür, sihirlidir. Arkadaşım, kukla çorap yapmak çok kolaymış.   Zevklidir de ha, yeter ki yaratıcılığı uyandır ve çalıştır. E biz de bunu yaptık seninle. Yaptık ve başardık…

Hatırlıyor musun bizim şirineleri? Onlar şimdi bizim çocukların da arkadaşları. E, o vakit başındaki şapkanın bir çorap olduğuna dikkat ettin mi? Kar beyaz, tıpkı yeni hayat gibi, yeni bir gün gibi, yeni masal gibi. Düşünelim hep  birlikte:  onlar birbirlerine ne veriyordu?  Özel seçilmiş bölümleri, şirineler serisi, hep örnek olmuştur. Bak, gör, bu çorap bize nefes bile vermiş…

Evet arkadaşım, sanat her yerde var;  bir çorapta bile!

Çok zengin bir adamcağız, ölümünün yaklaştığını hissedince, oğlunu yanına çağırmış.

         Evvelâ en mühim vasiyetini bildirmiş. Demiş ki:

         “Beni mezara çoraplarımla gömün.”

         Anlamamakla  berâber kabul etmiş oğlu. Adam bir de mektup tutuşturmuş oğlunun eline. “Ölümümden sonra, ilk başın sıkıştığında bu mektubu açarsın” demiş sonra.  Ona da “Peki” demiş oğlu.

         Neyse hak vâkî olmuş, adam ruhunu teslim etmiş. Eş dost toplanıp ağıt yakarken, oğlanı almış bir düşünce. “Ben şimdi bu adamı çoraplarıyla nasıl gömerim” diye. Bir hoca bulup sormuş acele tarafından. Ama müspet cevap alamamış. “Olmaz” demiş hoca,  “Dinimizce uygun değil böyle bir şey.” Başka hocaya sormuş, o da “Olmaz” demiş. Çocuk çaresiz, ölüyü de artık bekletmeden gömmek lâzım. Aklına birden babasının “İlk başın sıkıştığında aç” diyerek bıraktığı mektup gelmiş. Hemen mektubu arayıp, bulmuş.

 Mektupta şunlar yazılıymış:

 “Oğlum, gördüğün gibi ben bunca zenginliğime rağmen yanımda bir çorap bile götüremiyorum. Sen düşün gerisini…”

 

Değişik insanlar, farklı anlatılanlar. Bu oyunda sadece bir ipucu vardır, o da Çorap’ tır.

Elimdeki çorap dantelli, el nuru, göz nurudur. Onu Nesrin’e hazırladım. Tıpkı diğer tüm çoraplar gibi, yarınki güne tutkuyla sarılsın diye. Elinden asla bırakma tutkuyu, aktara aktara bir sonraki günlerin için de kalsın. Tıpkı Noel Babanın çorabı gibi yeni umutlarını kucakla. Tıpkı yeni gelinin sandığındaki çorap gibi aşkını ihtirasla yaşa,  nineden toruna örülen çorap gibi hikâyeni yeniden yaşa…

Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 12:40

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Ölümsüzlük Pınarı
Başkurt Türklerinin Ural Batur Destanı, 94 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3920
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta52961
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay70273
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20188922

Şimdi: 88 misafir var.
IP: 3.226.245.48