Bailey Diyor ki :

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.


Tavanarasında bir mektup

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

 

                                                                                           - Birlikte doğmak ölüme,

                                                                                              bir tavan arasında sessizce –

 

Sevgili kardeşim

Takvim yaprağında okumuştum. “Ne kadar çok anı biriktirirsen, yaşamak o derece anlamlı olur”  Nereden bilebilirdim ki anıların her zaman mutlu etmeyeceğini. Gidişinden aylar sonra cesaretimi toplayıp, tavan arasına çıktım. Pembe zarf olacaktı bir yerde. Eşya saklama huyuma kızardın ya, haklıydın. Ne arasan var. Anı yerine daha çok eşya biriktirmişim.

Bir kavanoz misket buldum. Kırmızı , mavi, ebruli cam misketler. Şıkır şıkır duruşları cezp edici. Dayanamadım. Dört tane aldım, üçünü yan yana dizdim. İlk miskete vurduğumda, iki kez sekti, top sahasına yuvarlandı. Üç - beş oğlan çocuğu, üstleri toz toprak yine heyecanlı heyecanlı misket oynuyorlar. Zamanı unutmuşlar. Hava kararmak üzere. Annemin sürekli “ Kardeşini bul getir” demesiyle, top sahasının müdavimi olmuştum. Derken, bir misket kavgası başladı aralarında. Korumak yine bana düşmüştü. Kavgasız günümüz geçmezdi fakat,  başkasının onun kılına dokunması ağrıma gider, o ağladıkça bende ağlardım. Büyük olmak böyle bir şey.  

Seninle benim durumum farklıydı. Ne sen büyüktün ne ben, ne sen küçüktün ne de ben. İkinci miskete sol köşesinden vurdum. Seyrede seyrede göz aşinalığı olmuş. Miskete neresinden vurulursa, hangi hızla hangi yöne gideceğini az çok kestirebiliyordum artık. Hayat hiç öyle değil ! Mesela, senin gidişin. Misket bir albümün yanına düştü. Üzerinde bir resim. Sallanan koltukta oturan bir kadın, elinde albüm, dizinin dibinde bir çocuk. Kendi dünyalarında, sessizler.

İlk sayfaları boş. Sonra birkaç sayfada senin, benim ve birilerinin daha çocukluk, gençlik resimleri. Saçların uzun, örgülü. Boynunda inci kolye. Aynısından bende de olan yeşil çizgili kazağı giymişsin. Profilden çekmişler, yüzünün yarısı yok. Benimde yarım yok. İkiz olanlar aynı zamanda ölürler sanırdım, öyle değilmiş. İki misketi albümün içine yerleştirdim. Üçüncü miskete tam göbeğinden vurdum. Sekmeden ağır ağır yuvarlandı.  Gözden kayboldu. Aramadım. Yokluğa da alışılıyor biliyor musun. Dördüncü misketi cebime koydum. Kırık dökük sandalye üstünde küçük bir sandık. Kilidi açık. İçinde bir kaç kitap. Kerime Nadir’in  Hıçkırığı  lise zamanımdan kalma.  Elektriğin gittiği bir gece mum ışığında okuyup bitirmiştim. Ara sıra yanıma gelip, “ Yeter, artık yat” diyen sesini duydum yeniden. Kızgınlık değil, daha çok şefkat vardı. Kendine lazım olanı, kendine vermek. İkiz olmak böyle bir şey.

Zarfı buldum. Pembe rengi severdin. Pulsuz mektubumu hemen camın kenarına bırakıyorum. Postacıdan ümidim yok, sana ulaştırması için rüzgâra emanet ediyorum. İçinde sevgimle.

 

İsra Doğan

Son Güncelleme: Perşembe, 07 Haziran 2012 20:00

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

AVDA KAZANILAN DOST
Başkurt ve Kazak Türklerinin Kozı Körpeş Bayan Suluv Destanı, 120 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1578
mod_vvisit_counterDün3344
mod_vvisit_counterBu Hafta1578
mod_vvisit_counterGeçen Hafta27536
mod_vvisit_counterBu Ay127204
mod_vvisit_counterGeçen Ay201974
mod_vvisit_counterToplam20852681

Şimdi: 33 misafir var.
IP: 100.24.113.182