Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


O benim işte...

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

Bu gün fena halde şarkıları katletmek geliyor içimden. Neymiş efendim

-Ah bu şarkıların gözü kör olsunmuş. Sen unutamıyorsan o şarkının suçu ne?
Bir şarkısın sen, kimi zaman avaz avaz, kimi zaman sessizce söylediğim, kimi zaman da sözlerini unuttuğum, detone olduğum. Biraz kül, biraz duman, biraz asabiyet, bolca özlem, biraz deli, aptal aşık, biraz kırık, biraz eksik, şarkıların canına okuyan; o benim işte...
Şarkılar ikiye ayrılır: edepli şarkılar, edepsiz şarkılar...

Artık askerler şu meşhur edepsiz ‘’Yaylalar’’ şarkısını söyleyemeyecekler. Komşu kızını zapt eylemese de olur… Sarışın ve esmerler de rahat artık. Ya toplumdaki kişiler nasıl engellenecek? Dam üstünde rahat rahat un elenebilecek mi, tombul ve baş kaldıran uzuvlar düğmelerin kavuşmasına izin verecek mi? Yakalarsa kimse kimseyi mucklayamayacak mı?

Sabah ezanında uyandım, yaklaşık 500 Km uzaktan İstanbul’u izledim bu sabah, istanbulizle.com’dan... İstiklal caddesinde bir kara kedi geçti karşıdan karşıya, belki ciğercinin kedisiydi, belki sokak kedisi. Daha dükkânlar açılmamış, sabahın körü, Çetinkaya’da indirim varmış, bana ne... Yollar ıslak, bir yerlere gidiyor üşüyen insanlar, hafiften bir rüzgar var, Taksim-Tünel arasında işleyen şu nostaljik tramvay da az önce geçti, saatler ilerlerken kalabalık yavaş yavaş artıyor ve şimdi tam şu anda kar yağarken sensizlikle benim içim üşüyor.

Aaa, o da ne? İşte oracıkta köfteci Ramiz de varmış… Yaşadığım şehrin meşhur köftecisi... Köşedeki simitçi müşteri bekler, ocakta çayım demlerken canım çekti birden, uzanıp alıversem...
Kız kulesi pek yalnız, martılar avutmuyor, hava kurşuni gri, dolu mu dolu, bir feribot geçiyor uzaktan, sisin içinde ilerliyor, içindeki yolcuları kim bilir neler bekliyor bugün. Çamlıca tepeleri bembeyaz örtüsüyle, eski filmler geliyor aklıma. Her yerde kar var benim şehrimde de ve kalbim senin bu sabah,  gece olsun hele, kar yağarsa hâlâ gece de senin olur. Beyaz bir sayfa açtık bugüne de.

Demlemekte olan çayımın burun deliklerime ulaşan kokusu mide salgılarımı artırmaya başladı. Mukus salgılarım daha az bugün, gece boyunca dinlenen goblet hücrelerim işbaşı yapmakta gecikti. Aksırıp tıksırmıyorum da, nekahet dönemim şarkı katletmekle ve fana halde saçmalamakla geçiyor.


Dışarıdaki soğuk karlı havaya rağmen içimde batırmamaya çalıştığım sıcacık güneşle başladım güne. Doğan her gününüz bembeyaz, lekesiz, içinizin güneşi bol olsun. Şarkılar söyleyin hayata, bağıra çağıra. Siz söyleyin, ben katlederim itina ile. Keyifli saatler dilerim.

 

Müşerref Özdaş

Twitter:@Msrf_Zds

 

28.02.2012

Son Güncelleme: Salı, 28 Şubat 2012 12:35

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Ölümsüzlük Pınarı
Başkurt Türklerinin Ural Batur Destanı, 94 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3497
mod_vvisit_counterDün5012
mod_vvisit_counterBu Hafta8509
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay70483
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18169049

Şimdi: 56 misafir, 1 üye, 2 bots var.
IP: 35.172.150.239