Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


AH, SEVİLCAN - 2

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

AH, SEVİCAN  - 2

Kitap, sessiz, yalın ve dolambaçsız bir söyleşiyle yazılmıştır. Sayfalarda Sevilcan’ın dürüst ve çalışkan bir kişiliğini gözlemliyorum. Sait Faik ‘e göre her şey “Bir insanı sevmek” ile başlar. Annesi tarafından anlatılan bu yaşam öyküsünü okurken sevgiyi ön planda buluyorum. Sevgiyle büyütülmüş, sevgiyle yaşamış, sevgiyle dünyaya bakıp gözlerini kapamış…

Yaşamlarına giren insanlardan da söz ediyor Sabri Con. Bakınız bazı arkadaşları Sevilcan’ı nasıl anlatıyor:

 

“İyi ki doğmuşsun, Sevilcan! Senin yokluğunda dünyada büyük bir boşluk olurdu. Biz de kimsesiz hissederdik kendimizi”… Dostun Sneja

 

“Okuldan aldığımız dersler bir yana, senden alınacak çok büyük insanlık dersleri var. Seni tanımış olmam büyük mutluluk! Saygılar!”… Dostun Semra

 

Shakespear‘ın ünlü ‘’Olmak ya da Olmamak‘’ sözünü ne de anlamlı buluyorum Sevilcan için. O, sadece var olmak için yaşamamış, daima en iyisini uygulamıştır. Ne kadar önemlidir bu dünyada var olmak. Yaşamak da basit bir olay değil tabi. “Yaşamak, seni sevmek gibi ciddi bir iştir'' diyor büyük şair N. Hikmet.

Yıllar gelip geçmiş ve Sevilcan liseyi ala başarıyla bitirivermiş. Gönlünde olan üniversite yılları öncesinde de sevdiği mesleğin tadını büyük bir mağazada satıcı elemanı olarak çıkarmaya başlamıştır. Böylesine mutlu ve başarılı bir kız. Çevresinde topluma yararlı bir insan olarak gözlemliyorum kendisini. Davranışları, düşünceleri ve duyguları da yüksek düzeyde.

Sözünü etmeye çalıştığım kitap dışarıdan bakıldığında sıradan bir kitap olarak gözükebilir. Ama sayfalarına derinden, içtenlikle göz gezdirdiğinizde, ilginizin kat kat yükseleceğini sizlere rahatlıkla söyleyebilirim. Bu inançla teker teker ve tekrar tekrar sayfalarını okuyorum. Düşüncelerimi gezdirerek her zaman Sevilcan’ı çevremdeki insanların her hangi biriyle benzetmeye çalışıyorum. Ve nedense, benzerini bugüne kadar henüz bulmuş değilim. Sevilcan sanki olumlu niteliklerin tümünü kendi küçük kalbine sığdırabilmiştir.

Vercors‘un “İnsanı insanda aramayın; insanı insanda yaratın“ ifadesini Sevilcan’la ikimizin arasında köprü bağı olarak görmekteyim.

Kuş tüyü kadar hafif sandığım bu kitap, sayfalarında büyük boyutta insanlık dersleri verdiği için beni o derece büyüledi ki, anlatamam.

Bir Çin atasözü “Gülerken göbeği hoplamayan adamdan korkarım” diyor. Gülmek, insanları sevmek için gereklidir. Sevilcan yürekten gülen bir insandır. O, sadece dükkâna girenleri değil, sokakta, mahallesinde, çevresinde tüm insanları seviyor, sevindiriyor, neşelendiriyor. Onun hakkında söylenebilecek Mevlana’nın ünlü sözleri de geliyor aklıma: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”. Evet, bu güzel ifadeyi de sizinle paylaşmadan edemem.

Şimdi burada, Sevilcan’ı seven, ona her şeyi sevmesini öğreten, onu büyüten annesi Hanife teyzeye de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bu şefkatli annenin ellerinden öpüyorum. Sevilcan’a sadece normal bir anne gibi değil, dünyalar kadar büyük, güneş kadar sıcak bir kalple yaklaşım göstermiştir.

Bu kitabı benden önce okumuş olan yüzlerin gözyaşlarıyla benim gözyaşlarımın rengi aynıdır. Tüm gözyaşlarımız onurlu kızımız, yaşıtımız, arkadaşımız Sevilcan içindir. Bu yaşam öyküsünün final bölümünü okuduktan sonra, üzüntüm yükseldikçe yükseldi. Bu kitabın son epizodu hayatımızın da bir gün son bulacağını hatırlatıyor bize:

“Bir zevkiniz varsa eğer, Güzelliğe karşı bir de sevginiz, Yaşamda umudunuz varsa eğer, Bir de kadere inancınız, Durmayın, beriye geliniz, Geliniz ki, güneşin denizine uzanın, Dalların beşiğinde sallanın, Suların ninnisiyle uyanın, Yeşilin rüyasına dalın Ve uyanabilirseniz eğer, Kuşların sesiyle uyanın…” Ve daha neler, neler…

 Sonunda ne diyeceğimi de bilemiyorum maalesef. Dilim tutuklu, kalemim engelli – susmayı tercih ediyor her ikisi de. Bu suskunluk ki, Sevilcan’a olan saygımın en büyük bir ifadesi olsa gerek!

Sevilcan, nur içinde yatsın. Cennet bahçelerinde dolaşsın.

Gül çiçeklerini avuçlarımıza bıraktın da gittin sen.

Gül gibi gözlerini, küçük kız çocuklara hediye ettin de gittin.

Gül gibi yüreğini okul çocuklarına sessizce bırakıp gittin.

Gül gibi kalbini ailene ve sevdiklerine bırakıp gittin.

Gül gibi ruhunu da kimlere hediye etmedin ki, sen?!...

Bir de not düşeyim sonunda: Bu kitabı alıp okumamak, dünyada yaşayıp da acıdan, tatlıdan, dertten, sevgiden haberi olmamak demektir bana göre. Herkeslere tavsiye ederim.

 

                                               Mercan CİVAN - Lüleburgaz

 

Son Güncelleme: Cuma, 23 Aralık 2011 20:15

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

SÜPERMARKETTEKİ SÜRPRİZ
Köroğlu Destanı'nın Türkmenistan varyantı. 96 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1251
mod_vvisit_counterDün8428
mod_vvisit_counterBu Hafta34410
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay51722
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20170371

Şimdi: 65 misafir var.
IP: 3.80.160.29