Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


AH, SEVİLCAN - 1

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

AH, SEVİLCAN - 1

Yıllar boyunca pek çok kitap okumuşuzdur. Herkes isteği doğrultuda kütüphanesinde sevdiği kitapları bulundurur. Dikkat ederseniz, bazen duygularımıza teslim olup okumayı kolay başarırız ama bazı kitapları geri dönüp bir daha okuruz. Kimilerini de ömür boyu unutamayız. İşte, ben de duygularıma teslim olarak bir kitap seçiyorum sizler için. Aslında biraz fazla beklettim bu işi ama yine de zamanıdır diyorum. Başlığı AH, SEVİLCAN olan söz konusu kitabı bir solukta okumam gerekirken akan gözyaşlarım nedeniyle küçük kesintilerle okumayı başarabildim. Hem de sayfalarını içime tam işleyerek okudum. Bir kuş tüyü kadar hafif, bu gerçek yaşam öyküsünü anlatan kitabın bende yarattığı derin izlenimleri sizinle de paylaşmadan edemezdim.

Eğitici yazar ve ayni zamanda şair olan Sabri Con’un bu değerli kitabı elime geçtiği günden beri rengârenk duygular içersinde bulunduğumu belirtmek istiyorum.

 “AH, SEVİLCAN”da, bağrı yanık bir anne kızını anlatıyor. Kitap ”Express Print” matbaasından /Sofya/ 2001’de baskıdan çıkmıştır.

Daha birinci sayfasında Bulgaristan’ın büyük ozan ve sanatçısı Osman Aziz’in şarkı sözleriyle bizlere merhaba diyor:

       Şimdi Gördüm Aşk Büyükmüş,

            Yanağında damga var,

           Saçlarında dalga var,

           Gözlerinde kara var

            Şu kalbimde, ah, Sevilcan! ‘’

Gerçeğin ta kendisidir anlatılanlar. Sevilcan, 1968 yılında doğmuş, 1989’da Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Zor günlerden geçen yazar, bizlere öyle anlatıyor ki o yılları, ilerleyen sayfalarda Sevilcan’ı daha daha çok kendime yakın buluyorum. Gizlemeden, tüm olumlu, olumsuz olguları bizlere akıcı bir dille anlatıyor müellif. Umarım, insanlaşmayı daha çok öğreniriz bu kitap sayesinde.

Ne acı bir gerçektir ki, kendisi için böylesine bir kitap yazıldığından bihaberdir merhum Sevilcan. Oysa her kitabı büyük beğeni ile okuma alışkanlığı vardı kendisinde. Evet, edebi eserleri çok sever ve okurdu her zaman.

Bu hayatın ağır şartları ve de insanların acımasız tavırları ne çok etkilemiş Sevilcan’ın ruhunu. Çiçek bahçeleri gibi rengârenk bir dünya vardır kendisi için. Ve sürekli etrafa gül izleri bırakır ve yoluna devam ederdi.

İnsanları ve hayatı sevdiği kadar derslerini de çok severdi. Hele hele ödevlerini. İşte, kitaptan bir alıntı:

 “…Sonra da çantasındaki parşömen kâğıdına sarılı paketi öğretmene uzattı. Bütün gözler bu noktada mıhlanmıştı. Öğretmen paketi açtı. İçinden al renkli, altın sarısı yazılarla süslü, çok sayfalı, çok manzaralı bir Albüm çıktı. Öğretmen dahi, bütün öğrenciler şaşkın şaşkın yutkunmaya başladılar. Albüm tam bir matbaa işiydi. Her bölge ve manzaraya ait teferruatlı bilgiler yansıtılmıştı. Öğretmen, yerinden kalkıp saygıyla öğrencisinin elini sıktı ve:  Bu kadar büyük zahmetine verilecek Alâ (6)’dan daha büyük kıymet notumuz yok maalesef! Ama sen benim artık hiçbir zaman unutamayacağım öğrencim oluyorsun. Seni candan selâmlıyorum, demiştir”.

“Okuldaki dersler dışında bir de yabancı diller hevesliydi çok. Araştırıyor, buluyor, öğreniyordu kendi kendince. Rus dili mükemmel yaraşıyordu telâffuzuna…”

Sevilcan, asla yalan söylemiyen, büyüklere saygıyla davranan, herkesin yardımına koşan biridir. Aslında bunlar ve benzeri davranışlar, bu önemli değerler değil midir günlük hayatımızın anlamı? Birlikte okuyalım:

“Ah,  benim bahtım, kaderim, güzel kızım! Odama güneş getirdin! Hoş geldin yavrum, kusura bakma, senin yüzünü görenin nasibi, kısmeti artar diyorlar. Sesini duyanın günü, ömrü uzar diyorlar”

Hayat bir hizmetten ibaret değil midir? Sevilcan, bıkmadan, usanmadan çalışmayı seven bir genç kızımızdı.

Bu dünyada sadece “yaşıyoruz” demek yeterli değildir. Nnerede, nasıl, ne şekilde yaşadığımız çok önemlidir. Sevilcan bu özelliği çok iyi yakıştırmıştır kendine. Sürekli yenileyen projelerde yer bulmuş, ama buna rağmen talihi yaver gitmemiş, olumsuzluklar peşini bırakmamıştır. O, yine de “Ben hayatta mutlu ve başarılı bir insan olmak istiyorum” diyerek kendini motive etmiştir. Hepimiz biliyoruz ki, mutlu ve başarılı olmaya giden tek bir yol yoktur.

Günlük yaşamda eylemlerimizi bazen alt, bazen de üst düzeyde tamamlamamız şüphesiz doğaldır. Sevilcan sürekli eylemlerini üst düzeyde tamamlıyor, bu stresi azaltıyor; duyguları, düşünceleri ve davranışları zenginleştiriyordu. Bunları sonuçladığımız zaman yaşama sevincimiz çoğalıyor.

Kitabı okumaya devam ederken şöyle bir soru beynimi meşgul ediyor: “Şimdi ne hissediyorsun?”

 Acı, üzüntü, öyle bir yoğunluk kazanıyor ki, ailemle paylaşıyorum üzüntümü. Duygularım adeta savaş alanına dönüşüyor.

Bazen yaptığımız bir işi mecburen de yapabiliriz, keyif duyarak da ama bu kitabı bizim insancıl duygularımızı beslemek için yazılmış gibi buluyorum.

 

Son Güncelleme: Cuma, 23 Aralık 2011 20:11

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Kırk Kahraman Kız
Karakalpak Türklerinin Kırk Kız Destanı, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3813
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta52854
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay70166
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20188815

Şimdi: 71 misafir var.
IP: 3.226.245.48