Kızılderili Atasözü:

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir.


Ölüm Üzerine-4 (Hayat Kavgası)

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

 

 

 

NOT: Bu bölüme kadar olan kısım önsöz olarak kabul edilebilir.

 

"İnsan, gaipten varlık dünyasına süzüldüğünde, kıyas ve ölçü kabul etmeyen kendi ışığını da beraberinde getirdi ve bu ışık onu yaşamaya, kendini devam ettirmeye zorladı. O öyle bir parıltıydı ki, eşi benzeri bulunmuyordu. Büyük patlamadan hemen önce devasa güçlerin, bütün bir varoluşun tek bir noktada sıkışması gibi, ışık, kendini tek bir hücreye özgüledi ve bu hücreden bir insan çıkardı. Ve her insan apayrı bir dünyaydı."

 

Bir bebek ana rahmine düştüğünde, kuvvetli bir enerji açığa çıkar. Sanki annenin bizimkinden başka bir uzayı temsil ettiği bu alternatif evrende, bebek, bir kuvvet noktasıdır ve varlığını gerçekleştirmek için bu evrenin damarlarından beslenmeye ve öz enerjisi ile kendini dışarı itmeye böylelikle kendiyle eşdeğer olan bu enerjiyi bir yaşam aracına dönüştürerek gelişmeye muhtaç ve mecburdur. Yani insanın kavgasının başladığı ilk an, henüz bir embriyodan ibaret olduğu andır. Amniyotik sıvının içerisinde bir kesede varolma savaşı veren bebek, var kalabilmek için kendini yani bahsetmiş olduğum bu enerjiyi gerçekleştirmek ve bir kalbe, beyne, ağza, burna, kulaklara, sindirim sistemine, sinir sistemine kısacası bir taslaktan kanlı canlı bir mucizeye dönüşmek zorundadır. İnsanın bizzat deneyimleyerek aldığı ilk ders de budur. O, ilk andan itibaren yaşamak için çırpınır.

 

İnsanda varolan bu iç enerjinin farklı kültürlerde tanımlandığı görülmektedir. Bu güç, çoğunlukla da “ruh” olarak ifade edilir. Birçok medeniyette ruhun sonsuz olduğu varsayılır ve insan öldükten sonra bile, onun, varlığını devam ettireceğine inanılır. O, insan varlığının madde dışı olan yanı ve özüdür. İnsan algılamasının esasını teşkil eden duyularla kavranabilirlik faktörü yüzünden ruhun, insanın dış görünümünün silik bir tasviri gibi olduğu sıklıkla tahayyül edilir. Fakat bunlar ve ruhla ilgili akla gelebilecek birçok sual, göz ve akıl nazarının dışında bulunduğundan şu ahvalde inceleme konusu yapılmayacaktır.

Ruh, şu aşamada bizim için büyük bir enerjiden ibarettir ve bu enerji, bir biçimde insan vücuduna yerleşmiş; onda bazı kimyevi durumları tetiklemektedir. Embriyoyu anne karnında -ağacın toprağa kök salması gibi- gelişim evrelerini gerçekleştirmeye zorlayan, ona varlığını gerçekleştirmesini fısıldayan bu kuvvet sayesinde bebek gelişir, şekil bulur, anne karnından bağımsız ve atmosfer altında yaşam bulacak kıvama erişir. Her aşamada ruh onu mücadeleye zorlamaktadır. Bu aşamada bir taslak olarak addedilebilecek insan, ruhundan kaynaklanan bu iç dinamikler neticesinde mücadele etmeyi sürdürür ve bu kavganın bedenine verdiği acıya rağmen, ağlayarak hayata gözlerini açar.

 

Böylelikle insanın ilk ve gerçek mefkuresi ortaya çıkmıştır. Onun gayesi mutluluk değildir, öyle olsaydı akciğerlerini kullanmanın verdiği o ilk acıyı tatmayı göze alamazdı; güvenlik de değildir çünkü anne karnındaki güvenlik ve huzur noktasından çıkarak türlü dehşet, korku ve felakete maruz kalabileceği dünyaya gelmiştir; hiçbir gayret göstermeden beslenebileceği, dinlenebileceği, bütün ihtiyaçlarının kendiliğinden karşılanacağı ve dolayısıyla herhangi bir ihtiyacının bulunmadığı bir cennet tasvirinin ise en azından içinde yaşadığımız gerçeklikte ve boyutta insan için ülkü addedilemeyeceği açıktır, sanırım aksi olsaydı anne karnı hiç terkedilmezdi. Anlaşılacağı üzere, insanın gerçek mefkuresi sonuna kadar mücadele etmektir. O, bu dünyada çırpınmak, didinmek, çalışmak için vardır.

 

Bu noktada, ruhun, insan bedeninden bağımsız olarak nasıl bir gerçeklikte, ne gibi bir frekansta varlık bulduğu zayıf algılarımızı fazlasıyla zorlasa ve bu soruların cevapları bizler için havada kalsa da dünyevi bedenlerimizle kaynaştığında insan üzerinde yarattığı tesir ortadadır. Ruh, insanoğlunun tarih boyunca gösterdiği tüm gayretin doğal bir tetikleyicisi, içgüdüsel olarak insanlığı kendini geliştirmeye ve tek tek bireyleri de hayatlarını devam ettirmeye zorlayan bir yaşam kaynağıdır. Bu açıklamadan sonra, hayat kavgasının gerçekçi bir tanımına erişilebilir. Hayat kavgası, ruhlarımızın varlığımız üzerindeki bu etkisinin doğal bir uzantısıdır.

 

İşte bu yüzden, yeryüzünde varlığını sürdürmek için çalışmayanların ruhları sıkılır. Onlar fiziken olmasa bile ruhen ölmüşlerdir ki insanın sadece anatomik değil bilimin halihazırda açıklayamadığı mistik bir yanının da bulunduğu ve bu parçasının derinlerinde çok daha büyük bir yer teşkil ettiği hatta insanın özünü oluşturduğu gözönüne alındığında, çabalamayı bırakmış olanlar esasen ölüdürler. Bu yönüyle ruh, ölümün tabii bir düşmanıdır ve kendini insanoğlunun gayretleri ile fizik dünyada görünür kılar.

 

(Devamı gelecek)

Son Güncelleme: Salı, 22 Kasım 2011 12:33

 

Yorumlar  

 
#1 Gülay Göktürk 23-12-2011 22:02
her an ölümü ,şah damarında
ölümün ömre ölümü kadar
yakın yaşamak varken
ölümden değil ki korkusu
ölüm olsun korkusu

Değerli kalem dostu
Sayın Salih Umut Tiryakioğlu
yazılarınızı merak ve hayacan içinde okumaktayım
sanki derya içinde bir yolculuk eder gibi RUHUM
müteşekkirim
saygılar
Alıntı
 
 
#2 İsra Doğan 31-12-2011 14:51
Değerli Umut Salih Beyefendi
Güzel çalışmanızın devamını heyecanla bekliyorum. Şimdiye kadar ölüm üzerine okuduğum en nitelikli yazı serisi.Kutluyorum.

Saygılarımla
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

İKİZ KARDEŞLER
Özbek Türklerinin Erali Şirali Destanı, 110 Sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün8008
mod_vvisit_counterDün5451
mod_vvisit_counterBu Hafta13459
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38617
mod_vvisit_counterBu Ay102112
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21206530

Şimdi: 99 misafir var.
IP: 3.239.40.250