Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


Atatürk' ün İzinden Gitmek

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Atatürk’ün İzinden Gitmek

 

4 sene önce…

10 Kasım 2007

 

Federasyona bağlı Lüleburgaz BAL – GÖÇ Derneği, 65 kişilik bir grup; aramızda iş adamları, Şişe Cam ve Trakya Fabrikası yöneticileri,  Edirne’ den BAL – GÖÇ’ den, 65 kişi – Selânik’e kültür gezisi düzenledi. BAL- GÖÇ’ ün düzenlediği 3 günlük gezi 9, 10, 11 Kasım günleriydi. Gezinin amacı: Edebiyete intikal edişin 69. yıldönümünü olan 10 Kasım 2007 tarihinde Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Selânik’ te doğmuş olduğu evde düzenlenen törene katılmak ve Atamızı Selânik’te anmak.

Mevsimlerden sonbaharın son günleriydi. Kasım ayında hava soğuk, kar yağmurla karışık adeta dans ediyordu.

Hava soğuk ve rüzgârlıydı, ama hepimiz doğru seçim yaptığımıza emindik.

Sabah saat 6 civarında çok güçlü, hatta kabarmış duygularla

tarihe bir yolculuk başladı. Kalbimiz küt küt atıyordu. Otobüste nice dostluklar kuruluyordu. Rehberin danışmanlığından yararlanıyorduk. Tarih bilgileri veriyordu. Otobüste sürprizlerin sınırı yoktu. Önce Lüleburgaz BAL – GÖÇ Derneğin Başkanı Nedim DÖNMEZ mikrofonu aldı ve tüm katılımcıları sevgiyle selâmladı. Ardından şiirler okundu, şimdi belleğimden silinmeyen Leyla (o zaman 8 yaşındaydı) bildiği tüm ATATÜRK şiirlerini mikrofonda okuyor heyecanımızı nasıl da yükseltiyordu. Herkes mikrofonda Atatürk ile ilgili bilgilerini aktarıyordu.  ‘’ Ağzından bal akar ‘’ deyimi vardır dilimizde, güzel konuşanlar için. O deyim ne çok yakışıyor Dr. Emine ÖZGÜR ‘e. Otobüste tek tek yolcuları dolaşıyor tebessümle hepimizi selamlıyor. Bu arada ikramlar sunuyor, kazanan kişiye altın Atatürk rozeti de oyunun bir parçası oluyor. Nefis el emeği kurabiyeleri için teşekkür ediyoruz Dr. Emine Özgür’e. Sıralanıyor güzel sözler…

Yolculuk devam ediyor, sohbet de bunun beraberliğinde devam ediyordu.

Atatürk için başkaları neler demiş izninizle hep birlikte okuyalım:

‘’ Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük çağımızda Türk Milleti ‘ne nasip oldu. Mustafa Kemal ‘ın dehasına karşı elden ne gelirdi. ( D. Lloud GEORGE, İngiltere Başbakanı,1922)

‘’ Atatürk’ün Türkiye’de yaptığını hiçbir tarafta, hiçbir kimse yapmadı: Ne Cavour Ne Cromwell, ne de Washington…Atatürkün bulduğunu, hiç kimse bulmadı ve Atatürk’ün yaptığını da hiç kimse yapmadı. İlham ettiği kimselere ve kendi prensiplerine göre yarattığı yeni kuşak, O’nun eserine devam edecektir. ‘’ (Tipos Gazetesi)

Atatürk’ün dost ve düşmanlarıyla olan dostluk ilişkisi dünyada ilk ve tek örnektir. O’nun büyüklüğünü anlamak için izindeyiz…

Yolumuzun üzerinde, geçtiğimiz evlere hayretle selâm veriyorduk. Evleri sanki mimar projelemiş, o kadar çeşit çeşit, bahçeler çiçek dükkanlarından vitrinleri aratmıyorlardı.

Akşam üzere otele yerleştik.

Kimse uykuya teslim olamıyordu. Heyecanlı olmayan kişi yoktu. Oda oda turluyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerinde sessizlik içinde sabahın ışıklarını bekliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder ATATÜRK’ ün evini ziyaret ederek, törene katılmak kaç kişiye nasip olurdu. Coşkuyla hazırlanıyorduk. Tüm katılımcılar toplandı ve yola çıkıldı. Hanımlar, erkekler, çocuklar herkes son derece şıktı. Nasıl şık olmayalım ki Atamız daima modern giyime örnek teşkil ediyordu.

Aradan 4 yıl geçti, ama ben o anı unutamıyorum. Dün gibi belleğimde.

‘’ Eski anılarımız yeni umutlarımız olmalıdır ‘’ Arsene Honssaye ‘nin sözleriyle yazıma devam ediyorum.

Yağmurlu, enikonu soğuk bir gün kimse gelmez diyordum. Bir de ne gördüm evin dört duvarı insanlarla kuşatılmış. Ne çok sevindim. Evin bahçesi küçük, yanı başında Türk Konsolosluğu.  Sanki annesi, babası ve ardından Atamız çıkacakmış gibi bekleyiş içindeyiz.

Sabahın erken saatinde, bayraklar, çiçekler içinde evin ön cephesi,  halk müthiş bir coşkuyla programı beklemekteydi.  Evin ikinci katında balkondan resmi tören başladı. Top yerine teypten gelen siren sesine  herkes saygı duruşunda bulunuyordu. Ardından Türk Başkonsolosu’ nun konuşması, Devlet sanatçılarının programı, Edirne’den gelen çocukların gösterisi, Ankara-İstanbul’dan gelen çocukların piyano eşliğinde koro şarkıları, şiirleri. Şemsiyelerin altında sessizce bildiğimiz şarkılarla çocuklara eşlik ediyoruz. Ayni anda gözyaşlarımız dinmek bilmiyordu. Ses yükseldikçe Türk olma gururu bir daha kalbimizde kabarıyordu. Her söylenen metin bizi Atatürk’ün günlerine geri götürüyordu. Dünyanın gözbebeğinin evindeyiz. Devlet sanatçılarının hazırlamış olduğu program hem öze hem göze hitap ediyordu. Gerçekten çok özgün, çok çarpıcı ve etki gücü çok yüksek olan bir programdı. Ses tonları, yorumlar, jestler ve mimikleriyle yediden yetmişe dek herkesi büyülediler. Gözlerimle gördüm, yanı başımda önümde arkamda dinleyicilerin yanaklarından yaşlar dökülüyordu.  Müzik mükemmeldi.  Sevdiği şarkılara ‘’ Yemen Türküsü ‘’; ‘’ Vardar Ovası ‘’, ‘’Çanakkale İçinde ‘’ vs. biz de eşlik ediyoruz.

Yüzlerdeki ifadeyi izledim. Herkes programa odaklanmış, görmek, duymak, hissetmek için yerinden kıpırdamıyordu.  

Andımızı söylüyoruz oldukça coşkulu, ‘’ EN BÜYÜK ATATÜRK! ‘’, ‘’ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ‘’ tekrar  tekrar söylüyoruz.

Nasıl bir haldeyiz: sevinç, heyecan ve böyle bir insana malik olma gururu.

Bu yazımı yazarken okuduğum çok önemli bir haberi de buradan size aktarmak istiyorum.’’ Atatürk ‘ün 1881 ‘de doğduğu Selanik ‘ teki ev, Türkiye’nin talebi üzerine Yunanistan Kültür Bakanlığı Çağdaş Anıtlar Merkezi Kurulu tarafından ‘’ anıt ‘’ kapsamına alındı’’ . ( ‘’ BÜTÜN DÜNYA ‘’ dergisi / Kasım 2011, sayfa 15 /

Bizlerde Atatürk’ün emanetine, bedelini kanla canla ödediğimiz Cumhuriyetimize sahip çıkalım.

Kimbilir kaç kez tekrar ediyoruz ‘’ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ‘’diye. Çok değişik bir duygu seli yaşıyoruz.

‘’ Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir. ‘’ M. K. ATATÜRK

Takvimde tarihe mi baktık, hayır daima sevdik seni. Hiçbir his tesadüf değildir. Burada bulunmamız özlemimizdendir, sevgimizdendir.

Dışarıda bulunan herkes bir amaçla toplanıp bu sevgi köprüsünü kurdu.

Program bitişinde eve ziyaret başladı. Hayat hikâyesinden müthiş bir film izliyoruz. Doğup büyüdü evinde olmamız, o hisleri aktarmak şimdi çok zor. Ev bodrum katı ile birlikte üç katlı. Şimdi müze olan  Atatürk Evi’ne caddeye açılan kapıdan girmiştik. İkinci katta Atatürk’ün çalışma odasında kitapların arasında birbirinden güzel fotoğraf çektirmeye de unutmuyoruz. Öbür odada Atatürk ‘ün müze haline getirilmiş elbiseleri, ayakkabıları belgelerine vs bakakaldık. Vazgeçilmez bir mekân burası. Zübeyde Hanım’ ın odasında ablamla fotoğraf çekildik. Saygıyla izliyorduk tüm ayrıntıları, eşyalar bizlere neler neler anlatıyordu. Bu değerli anneyi unutmak mümkün değildi.

Bizlerin 400 kişi olması, ayni anda evde bulunmamız çok sakıncalıydı.  Görevliler yardımcı olarak bizleri posta posta içeriye alıyorlardı. O nedenle toplu gezemedik, toplu fotoğraf karesinde bulunamadık. Herkes ayrı ayrı çekim yaptı. Aslında çekim yasaktı ama günün önemi ve bizlerin Türkiye’den gelişimiz nedeniyle izini koparmıştık. Yürekler ayni çarpıyordu. Sessizlik içinde kalplerden gelen heyecanı hissediyordum. Şimdi bu satırları yazarken nasıl da özlüyorum o günleri…

Belki okurum şöyle diyebilir ‘’ Bunun bana ne faydası var’’ . Net bir cevap veriyorum : Gördüğümüz yaşadığımız, katıldığımız  emsali günleri çocuklara anlatmalıyız…

Duvarların ağzı olsaydı, o günleri bizlere anlatabilselerdi…Ama olsun, biz sessizce izliyoruz müzeyi. Her şeyi özenle yerine konulmuş buluyoruz.

Ev ziyaretinden sonra bahçeye çıktık. Bakıyorum  5-6 kişi toprak alıyor güllerin arasından.  Çantamdan peçete çıkartmış nasıl da telaşlanıyorum. Babam, kayınpeder aklıma geliyor.  Elim titriyor toprağa dokununca, anısını düşünüyorum. Orayı görmek bir şerefti.

Caddelerde hayretle her köşede Atatürk‘e ait bir anı bir ipucu arıyoruz. Yaptığı işlerden burada nasıl bir iz bıraktı diye gözlerimiz ayrıntıları kaçırmıyordu. Sokaktaki kadınları izliyorum… 70 yaşında bir bayana gözlerim çarptı şapkası Fransız şapkalarından, son derece şık, makyajlı. Modayı seven bir toplum diye gözlemliyorum.  Araştırma hevesiyle yola devam ediyorum. Dükkânlara gittik hepsi kapalıydı. Meğerse cumartesi günleri tatilmiş. Vitrinlere bakıyoruz para birimi euro olunca bizlere fiyatlar yüksek geliyor.

Geri dönüş yolunda bir yerde mola veriyoruz. Yunan kahvesi ısmarlıyoruz. Bizim türk kahvesini anımsıyorum. Tabakta Yunan kurabiyesi promosyon. Şu meşhur Kavala kurabiyesini almaya sıraya giriyoruz. Herkes annesine, eve, dostlarına kutu kutu alıyordu. Ağzımızda eriyen kurabiyenin ne farkı var Edirne kurabiyesinden ?

Ülkemizi lâyıkıyla temsil ettiğimizden emin, sevinçli, huzurlu biraz da hüzünlüyüz, bitti diye. Nasıl  döneceğiz ? Ya bitmesin bu emsali güzel anılar! Elimin avucundan gidiyor. Bitti diyor, ama inanmak istemiyorum… Hayattaki güzel şeyler bitmesin! Güzel duygularla otobüse biniyorum. Geri dönüş yolculuğu başladı. Başkanımız Nedim Dönmez hepimizle kıvanç duyduğunu söyledi. Birbirimize söz verdik, güzel günlerde buluşmak umuduyla vedalaştık. Tarihin izini sürmemiz, mutlu günleri paylaşmamız fotoğraf karelerinde kaldı. Biliyorsunuz her evde çeyiz sandığında en değerli eşyalar toplanır. Ben de seyahat  fotoğraflarımı o hazine sandığına bırakıyorum nesilden nesile anlatmak için.

Bu güzelliğin sağlanabilmesi için çalışmalar yapmış olanlara teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum.

Okurlarıma bu gezi sonrası vereceğim en iyi tavsiye: Atatürk’ün izinden ayrılmayınız.!

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Kasım 2011 17:53

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Manas

Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ilk bölümü, 109 sayfa.

Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün7164
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta7164
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay24476
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20143125

Şimdi: 80 misafir var.
IP: 3.231.25.104