J.J.Rousseau Diyor ki:

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.


Yamaç Paraşütü

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Yamaç Paraşütü

 

                ‘’ Korkuyu yaşadığınız her deneyim size güç ve kendinize güven kazandırır.

                 Yapamayacağınızı düşündügünüz her şeyi yapmayı denemelisiniz…’’

                                                                                             Eleanor Roosevelt

             

Adı Nil. Bizim şehirde yaşıyor.

Sevecen, iyi niyetli biri Nil. Arkadaşlığımız yıllar önce başladı. Zaman içinde dostluğumuz ilrledi, pekişti. Bir öyküsü beni son derece etkiledi ...

Yamaç paraşütüyle uçmak varmış Nil’in hayalinde. Nasıl bir duygu acaba uçmak? Dedalos ve oğlu İkaros’tan bu yana insanoğlunu sürekli dürten bir hayal olmuş kanatlanıp göklere yükselmek.

“Uzun zamandır iş arkadaşlarımla Tekirdağ – Uçmakdere’ye gidip uçmayı öğrenmek istiyorduk. Artık kararlı olmalıydık, söz vermiştik bu konuda kendimize. Haberleştik, program yaptık...” – diye anlatıyor Nil. Hayallerin gerçek olabilmesi için yılmadan peşinden gidilmesi gerektiğini bilen arkadaşım heyecanla devam etti: “Riskli eylemleri severim. Bu sefer yapmak istediğim oldukça riskli bir spor. Ama olsun. Beni hayata daha da sıkı bağlayacağına inandığım bu eylemin  gerçekleşmesi için tüm azmimi kullanmalıydım...”.

Spor yapmak Nil için geçici bir heves değil. Sporculara has bir de yaşam tarzı var – düzenli, dengeli, beslenmede rejimli.

Zorlu bir yolculuğa başlamak üzere olan Nil annesini aramaktan korkuyordu. Aramamaya karar verdi. Onu kaygılandırmak istemedi.

Hafta sonu böyle bir girişim için en uygun zamandır ve onun ilk günü – Cumartesi, yola koyulmak üzere 8 arkadaş merak ve heyecan içinde bir minibüse biniyorlar. Uçmakdere’ye giden yol hayli kötü durumda. Minibüsün ardında kum fırtınaları hiç de eksik olmuyor. Hele piste giden yolun iki yanı da uçurum. Araç da, sürücü de zorlanıyorlar doğal olarak. Herhangi bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadan hedeflerine ulaşıyorlar...

“Kıpır kıpırdı içim heyecandan, ruhum uçtu uçacak. Hazırlıklar kısa zamanda tamamlandı. Biraz da korkuyorduk, uçmak istediğimizden emindik yine de. Bakalım neler yaşatacak bize bu macera” – o anların heyecanını tekrar yaşarcasına anlatıyor Nil.

İlk önce biraz tecrübesi olan iki arkadaş uçmuş. Kendilerinden emin, rahat bir uçuşta akrobasi hareketleriyle zirvede bir süre kaldıktan sonra güvenle inişe geçmişler.

Sıra Nil’de. Ağırlığı 48 kiloyu aşmayan kızın çantasına taş doldurmak durumunda kalır Hocası. Amaç belli – rüzgarı daha uygun bir şekilde kullanabilmek.

‘’Hocamız iki paraşütübirbirine bağladı.  Bana vereceği komutları bekledim. Bir ara bana ‘’ Koş!’’  diye seslendi. Sanırım beş-altı adım atar atmaz rüzgârla yüz yüze geldim.  Biz koştukça paraşütlerimiz de ardımızdan geliyor. Derken havalandık’’ - titreyen sesiyle devam ediyor Nil: ’’Birbaktım 625 m yüksekliğe çıkmışız ki, aşağıdaki inanılmaz manzarayla karşı karşıyayız.  Doğanın ihtişamı,  gökyüzü,  deniz – gözümün gördüğü tüm enginlik sözle tarif edemiyeceğim kadar bir ahenk içinde. Bu gizemli güzelliği gözlerimle değil, ruhumla görüyordum adeta. Sonsuz huzur veren bu görünümü kucaklamak isteği hissettim içimde. Sahilden karaya uzanan rengarenk halı ayrı bir masal dünyasıydı sanki. Paraşütle ilk uçuşumu an be an ve dolu dolu yaşamaktan başka aklımdan ne geçebilirdi ki ... “

Bu ilk uçuşta bile hocasının yardımıyla sörf yapmaya cesaret ediyor, uçuş hızı git gide artıyor – aşağıdaki görüntüler birbirini başdöndürücü bir şekilde takip ediyor. Kolay mı böylesi riskli spor dalında daha ilk uçuşta “boyundan” büyük hamlelerde bulunmak? Aynı anda yaşadığı birbirine zıt duyguları – korkuyu ve mutluluğu, nefessiz anlatıyor Nil. Ve ne kadar şanslı olduğunu algılamakta bile zorluk çekiyor sanki.

Doğanın sonsuz cömertliğine kendini bırakarak hayallerinin gerçekleştiğini görüyor.

’’Heyecan bitmek üzere. Hocamın emri kısa ve net: ‘İnişe geçiyoruz, hazır ol!’.  ‘Ama nasıl, ne yapmalıyım’ - dedim.  Hocam seslendi:  ‘Yürüyüş pozisyonu alıyoruz’.  Ve finişe girdik. Pat diye bir ses duydum arkamda - paraşütüm.  Ama artık korkudan eser bile kalmamıştı.  Gözlerim yaşardı.  Mutluydum. Adrenalin dorukta. Anlatmak ne mümkün, yaşamak var bunu yaşamak!’’- diyor Nil yüzündeki sıcak tebessümle.

Akşamüstü Uçmakdere’nin rüzgarı daha da bol. Sekiz arkadaşın geriye dönme zamanı gelir, akılları, gönülleri orada bırakarak. Elde ettikleri başarılarıyla, kendilerinden, kazandıkları daha da sıcak dostluk havasından memnun olarak.

Nil’in kuş olup uçmak emelinin gerçekleştiğinin öyküsü içimde yaşayacak. Ve sürekli düşüneceğim insanoğlunun semalara diktiği gözlerini. Uçmanın spordan öte, insan fiziğinin sağlıklı olması ihtiyacından öte bir tutku olduğuna inandım.

“Yükselmeli, dokunmalı alnın semalara,

Beşer denen kuş doymaz itilalara* ...”

... demiş Tevfik Fikret.

Tabii ki, ünlü şairin kastettiği yücelme manevi anlamda.

Yine de Nil’in cesareti insanoğluna özgü bir tutkunun yüceliğine işaret eden ve en yüksek takdirleri hakeden bir niteliktir. Yamaç paraşütü bir araç! Amaç, gözlerin semalardan vazgeçmemesidir.

Nil’lere mutlu uçuşlar !

                                                            

                                                                      Mercan Civan

 

 

 

İtila (ar.) - yücelme

 

Son Güncelleme: Salı, 04 Ekim 2011 19:33

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ANADOLU’DAN YÜKSELEN SES
Türkiye Türklerinin İstiklâl Destanı, 192 sayfa .
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3836
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta52877
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay70189
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20188838

Şimdi: 72 misafir var.
IP: 3.226.245.48