Kızılderili Atasözü:

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir.


Gözyaşı nimeti

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt


...Gözyaşı Nimeti...

Hz.Adem (a.s) cennetten kovulmasına sebep olan zelleye bulaştığı için nice zaman ağlamış, ta ki gözyaşları yanaklarında iz bırakana kadar.Tenini yakmıştır akan tuzlu su, hata işlemekten yanan kalbi gibi.

Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik,eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz." (Araf ,7/23) duası dilinde zikir olmuştur,gözyaşlarıda yanaklarından aşağıya süzülürken.


Hz.Yakub öldü sandığı oğlu için durmaksızın ağlamaktan gözlerinin nurunu kaybetti. Ağlamısından rahatsız ahaliden uzaklaşmak için sığındığı ve ağladığı o kulübeye de Külbe-i ahzân denmiştir(hüzün kulübesi).

Hz. Yusuf da babası Yakub’dan uzak kaldığı için o kadar ağladı ki, zindanda olanlar rahatsız oldular ve şöyle dediler: “Ey Yusuf! Ya geceleri ağla gündüzleri sus veya gündüzleri ağla geceleri sus!” Hz. Yusuf (a.s) geceleri veya gündüzleri ağlama hususunda onlarla anlaştı.

"RABBİM BANA İSTEMEMEYİ İSTEYEBİLMEYİ NASİB ET" duası dilinde,gözü yaşlı, tam bir teslimiyet içinde Rabbine sığınış.

Yıllar sonra kavuştuklarında Hz. yusuf soruyor;

“Ey babacığım ! Gözlerini kaybedinceye kadar niçin bana ağladın ? Kıyametin bizi bir araya getireceğini bilmez mi idin ?” dedi. Bunun üzerine Yakup(A.S):
“Evet biliyorum ama, dinin senden gider bu aramızda perde olur da ebediyen görüşemem, diye korktuğum için ağladım. Yoksa senin TEVHİD üzere olduğunu bilseydim bir damla bile göz yaşı dökmezdim.” dedi.

Ruhul Beyan C.4 Sh.320, Tefsiri Kebir c.18 Sh.167, Eshab-ı Nüzül C.6 Sh.261

Peygamber efendimiz "..ümmeti ümmeti.." diye çok ağlamıştır.
Hz. Peygamber (S.A.V) bir gün Cebrail'e (a.s) soruyor: "Ey Cebrail! Bana cehennemi anlat". Cebrail (a.s) yüreklere korku salan olaylardan bahseder. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Bu kadar yeter, daha anlatma! Nerdeyse kalbim parçalanıp öleceğim" buyuruyor ve ağlamaya başlıyor.

Efendimiz bir ara Cebrail a.s bakınca onun da ağladığını görür. Bunun üzerine, 'Ey Cebrail! ALLAH katındaki mevkiine ve derecene rağmen sende mi ağlıyorsun? ' der. Hz. Cebrail şöyle cevap verir: 'Neden ağlamayayım ki ? Kim bilir belki de benim de başıma Şeytan’ın başına gelen şeyler gelebilir. Zira (başlangıçta) o da meleklerdendi. Kim bilir Harut ile Marut'un uğradığı akıbete ben de uğrayabilirim.' Cebrail’in bu sözleri üzerine ikisi beraber ağlamaya devam ederler.
Nihayet kendilerine şöyle bir ses gelir: "...Ey Muhammed ve Ey Cebrail ! ALLAH sizleri kendine asi gelmekten emin kıldı..."  (Taberani Mu'cemu'l-Evsat)

O'nun bu ağlayışında ümmetinin  akibet endişesi vardı. Düşünün bizim için dökülen o inci gibi gözyaşlarını. Biz ondan ayrı kalışımız için ne kadar göz yaşı döküyoruz acaba ? Dua dua Rabbine bizim için yalvarırken biz  ne kadar selavat getiriyoruz.
Nasıl bir ümmettik ki biricik  Reyhanını koruyamadık. Şimdi ağlamanın ne faydası var ki. Huzuruna çıkınca derse ki; "HÜSEYİNİME NASIL KIYDINIZ" kim nasıl cevap verecek. O'na layık ümmet olamaz isek nasıl buluşacağız kevser havuzunda.

Ağla ey gözüm ! Senin için gözyaşına gark olan Efendin Muhammed Mustafa (s.a.v) 'nın gözyaşlarına hürmeten.

Hz. Hüseyin (a.s) dünyaya geldiğinde, Resulullah (s.a.v)  “Ey Esma, çocuğumu bana getir.” diye buyurdu. Esma Hüseyin’i beyaz bir kundağa sararak Resulullah’a (s.a.v) verdi. Resul-i Ekrem (s.a.v) sağ kulağına ezan, sol kulağına ikamet okuduktan sonra, Hüseyin’i ona verdi ve ağlamaya başladı. Hz. Peygamber “Ey Esma, bu yavrumu zalim ve azgın bir grup öldürecektir. Allah-u Teâla benim şefaatimi onlara nasib etmesin.” dedi.

Etmesin efendim,senin ciğerparen evladını katledenler şefaatinden mahrum olsunlar.Sana acı ile gözyaşı akıtanlar kendi gözyaşlarında boğulsunlar.

"Ümmü Ebihâ" (babasının anası) Hz.Fatıma annemiz Efendimiz sav'in vefatından sonra çok ağlamıştır. Öyle ki içindeki acı mersiyeler olarak mübarek dudaklarından inci inci dökülmüştür.
"...Varsın dünyanın doğu ve batısında bulunanlar senin vefâtım işitince ağlasınlar; neye yarar.
 ...Ben senin ayrılığının verdiği üzüntüyle yüzüme gözyaşlarından resim yaparak geliyorum.
 ...Gündüzlerim ise gecemden farksız.
 ...Gönlümde kocaman yaralar hâkim ve canım yanıyor, ruhum sızlıyor..."

"...Ey Rabbinin ilâhi davetini kabul eden babacığım ! Ey konağı Firdevs bahçesi olan Peygamber babam ! Ey ölümünün habercisi, Cebrâîl (a.s) olan muhterem babam ! Ey Rabbinin yüce huzuruna varıp yaklaşan merhametli babam..."

Yine babası Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) vefatında, babasının kabrinden bir avuç toprak alıp koklayan ve gözlerine süren Hz. Fâtımâ Validemiz şu beyiti okumuştur:

"...Hz. Ahmed'in toprağını koklayanın hali ne olur ? Ömrünün sonuna kadar güzel kokuları koklamamak. Benim üzerime birtakım belâlar döküldü ki, eğer gündüzlerin üzerine dökülseydi, gece olurlardı...."

Ey Ümmü Ebihâ,acın acımıza karıştı. Senin o yüce sevgine erişemez isek de bizimde gözlerimiz ağlasın senin o mübarek merhametli, firdevs bahçesinin gülü, Makam-ı Mahmudun sahibi yüceler yücesi babana.

Cansız olarak gördüğümüz bir kütük bile ağlar;

- Enes r.a. anlatıyor:
- 'Resulullah aleyhissalatu vesselam bir hurma kütüğüne dayanarak
hutbe verirdi. Minber yapılınca hutbelerde kütüğü bırakıp minbere çıktı. Bunun üzerine kütük bu ayrılık sebebiyle ağlayıp inledi. Aleyhissalatu vesselam yanına gelip kucaklayıp teselli etti, kütük sustu. Aleyhissalatu vesselam bu açıklamayı yaptı: 'Eğer onu kucaklamasaydım Kıyamet gününe kadar inleyecekti.'

Bir kütüğün sevgisine bile denk sevgi hissedememişsek ağla gözlerim bu nasipsizliğine.Manen bizlerde böylesi kucaklaşmaya erişemez isek ağla gözlerim bu nasipsizliğine.

Allah korkusuna sevgi ve aşkın hakim olduğu Rabiatu'l-Adeviyye ise başını secdeye koyduğu yeri çamur edecek kadar gözyaşları akardı.


Ve daha niceleri ağlamıştır...yaradan muhabbetinden, Peygamber muhabbetinden, ümmet muhabbetinden.
Günahları yüzünden...

Gözyaşı "tuzlu su" diye hafife alınmasın! Maddi ve manevi değeri o kadar yücedirki, Rabbimizin yaratma nizamındaki programlar çalışma şekilleri insanın aklını hayrette bırakıyor.

Gözyaşı ilk önce gözleri mikroplardan koruyor görünsede onun daha da derinleşmiş görevleri var. Gözyaşında bulunan Lizozim sayesinde göz, enfeksiyonlardan korunur. Bu madde, kuvvetli dezenfektanlarda kullanılan maddelerden bile daha etkilidir deniyor ve hayret ki bu kadar güçlü olduğu halde göze hiçbir zarar vermiyor.Nasıl büyük bir mucizesidir Rabbimizin. Ayrıca içinde plazma, glikoz, tuz, organik maddeler gibi maddeler barındırır. Bunlarında göze brçok faydası vardır. Ağlayarak harekete geçen maddeler sayesinde nasılda gözümüzün sağlığı korunur.

Peki Mevlam  dünyaya baktığımız  bu bir çift gözü korumakla birlikte maddi boyutunun dışında nasıl oluyorda bir damlası ile bizi cehennemden azat eden bir değere dönüşüyor. Neden başka bir çok amel varken Allah cc korkusu ile dökülen bir damla bu kadar değerli oluyor?

(Allah korkusuyla ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır.) [Nesai]

(Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada Allah korkusuyla, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır.) [İsfehani]

(Allah için gözlerinden yaş akan müminin vücudunun, Cehennem ateşinde yanması haramdır. Bir damla gözyaşı ile yanağı ıslanan kimsenin yüzü, hiçbir zaman darlığa düşmez. Kıyamette her şey ölçülür, tartılır. Bunlardan Allah korkusu ile akan gözyaşı, ateş deryasını söndürecek güçtedir.) [Beyheki]


Ağlamak...

Bir iksirmi?
Bir vesilemi?
Bir hilm vasıtası mı?
Bir merhamet belirtisimi?
Bir sıhhatli kalma aracımı?

Nedir?

Yapılan araştırmalar göstermiş ki bir çok faydası var ağlamanın.

Kalbe yararlı: Özellikle üzüldüğünüz zaman ağlamak, kalbi daha az yoruyor. Çünkü, gözyaşı dökmek ile üzüntülüyken sıkışan kalp damarları açılıyor.

Stres düşmanı: Ağlayarak, birçok hastalığın baş düşmanı olan stresle başa çıkabilirsiniz. Çünkü bu duygu, şaşırtıcı olsa da, mutluluk hormonlarınızı harekete geçiriyor.

Daha iyi uyku: Kederli olduğu günlerde gözyaşı döken insanlar, diğerlerine göre, rahatlayarak daha iyi uyku çekiyor.

Güven duygusu: Kişinin güven duygusunu artırıyor. Çünkü gözyaşı döktüğü anda herkesin ona olan ilgisi, ona özgüvenini ve sevildiğini hatırlatıyor.

Gözlere yarar: Gözyaşındaki bir madde, eğer hiç akmazsa göz kuruluğu rahatsızlığına neden oluyor. Ara sıra ağlayan kişi, böylece bu hastalığa yakalanmaktan kurtuluyor.

Tansiyona yararlı: Sıkıntılı veya sevinçli olduğunda tansiyonu düşen ya da çıkan kişi, ağladığında tansiyonu normale dönüyor.

Yeme alışkanlığı: Sıkıntılı günlerinde iştahı açılan ve kendini yemeğe vuran kişiler, ağlarsa daha az yiyerek formlarını koruyor.


Merhametin azameti işte!

Cennet vadederek ağlamaya büyük değer biçen Mevlamız ardında ne kadar daha fayda gizlemiş. Bu bilgiler elbetteki tıp ilerledikçe öğrenilen bilgilerdir. O dönemde bunlar bilinen şeyler değildi. Ağlamayı, bir zayıflık belirtisinden çıkarıp hem erdeme hem şifaya hem azat olmaya hem affa nail olmaya nasıl da vesile kılmış.

Ağla ey gözlerim ! Ağlamanın sırrında sana bahşedilen onca nimete erişmek için vargücünle ağla !

58- Onu, Allah'tan başka açacak bir kudret yoktur. Yani onun ızdıraplarını, acılarını Allah'tan başka açacak veya kaldıracak hiçbir kuvvet ve kudret yoktur. Yahut onun ne zaman ve nasıl olacağını Allah'tan başka keşfederek bilecek kimse yoktur.
59- Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz? İnanılmayacak gibi acaip görüyorsunuz?
60- Ve gülüyorsunuz? Eğlenceye alıyorsunuz. Ve ağlamıyorsunuz? Uyarılarının dehşetinden ve halinizin korkunçluğundan dolayı ağlamıyorsunuz?
61- "Ve kafa tutuyorsunuz." (Necm)


Biz Peygamber efendimizin bildiklerini bilip, gördüklerini görüp anlayabilseydik o'nunda buyurduğu gibi "Az gülüp,çok ağlardık"

Haydin! Sizde ağlayın!

Ağlayın, Allah aşkı için ağlayın. İster sessiz sessiz ister bağıra bağıra  ama ağlayın içinizde hapsetmeyin gözyaşınızı.

Yaradandan af dilemek için açın ellerinizi, açın gönlünüzü ve dökün gözyaşınızı Rahman'ın secdesinde.

İstikamette bir kalp ve sıratı müstakiym dilenip ağlayın.

Filistinde, Çeçenyada, Bosnada, Libyada ve daha nice islam ülkesinde zulüm gören çocuklar için, dünya üzerinde her tarafında ezilen ve hor görülen ve sömürülen ve sürülen müslümanlar ve tüm insanlar için ağlayın.

Rıza üzere geçmemiş bir ömür var ise onun için ve gelecek olan ihtiyarlığın musibetleri için  de ağlamayı unutmayın.

Kendiniz, çoluk çocuğunuz ana -babanız, mü'min kardeşleriniz için ağlayın.

Gül kokan Gül Nebinin bizim için döktüğü gözyaşlarına hürmeten ağlayın.

Komşumuzun açlığına, fakirlerimizin yokluğuna, kalbimizin kirlerinden arınması için, kulaklarımızın ihtiyaç sahibi kişilerin imdat seslerini duyabilmesi için, dilimizin şükretmeyi unutmaması için ve daha birçok faydası için gelin ağlayalım.


O gözyaşının bize bir "insaf", bir "vicdan", bir "yürek", bir "feraset" ve bir "GÖNÜL" olarak geri döneceğini biliyor muyuz ?(Nurbaki Hoca'nın sözü)

Allah'ım, AĞLAMAYAN GÖZDEN SANA SIĞINIRIZ.

Haydin aracımız "Ağlamak için ihtiyaç molası verecektir"

Gözünüzden rıza için yaşlarınız hiç eksilmesin.


İsra Doğan
26.Nisan.2011
 

Son Güncelleme: Perşembe, 11 Ağustos 2011 22:39

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

SİHİRLİ DÜRBÜN
Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Destanı, 92 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün414
mod_vvisit_counterDün2141
mod_vvisit_counterBu Hafta4914
mod_vvisit_counterGeçen Hafta29687
mod_vvisit_counterBu Ay96575
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18195141

Şimdi: 22 misafir, 5 bots var.
IP: 35.173.234.140