Aristo Diyor ki :
 
Her insan öfkelenir, bu kolaydır; fakat tam adamına, tam ölçüsünde,tam zamanında, tam yerinde ve tam usulünde öfkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydır.


Gökkuşağı / Beyin fırtınası

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt


Gökkuşağı  

   Âlemde olan her ne varsa Âdemde de vardır derler. Bu söz insana tefekkür etme kapısını ardına kadar açarken bizim de aklımız gecenin bir yarısı Gökkuşağına takıldı, düştük peşine. Kâh semaya yol aldı akıl, kâh gönülle istişare etti, kâh varlıklara odaklandı.
  Nasıl ki iletişim halinde olduklarımızı anlayabilmek için can kulağı ile dinliyor isek, kâinatta varolan her oluşumun hâl lisanlarını  tefekkür ederek önemli  bilgilere ulaşıyoruz. Sorgulama, anlama, anlamlandırma neticesinde birde bakmışız ki asıl sahibine odaklanmış  ve merkeze doğru çağırılmaktayız.
  Kâinat kocaman bir eğitimhanedir. İnsanoğlu, kuşa bakıp  uçak icad ederken, Mirac ile astronotluğa ilham alırken, balıklarla denizaltı bağlantısı geliştirirken görürüz ki ilk mucid insan değildir. Var olan bilginin ve sistemin insanlara hizmet eden araçlara uyarlanıp dönüştürülmesinde sadece aracı olmaktan ibarettir.Tarihi bilgiler ilk yazıyı sümerlerin bulduğunu bildirir. Aklımızı kullanmak neticesinde bulduklarımızla övünürken birde görürüz ki kelebeklerin kanatlarına kâinatın Padişahı tarafından alfabeyle rakamlar zaten işlenmiş de biz zaten varolanı yeni keşfetmişiz. Renkler ise doğada zaten aşikârane iken anlıyoruz ki  kâinat tüm ihtiyaçlarımıza cevap verebilir durumda hizmetimize sunulmuş, bizlerde zahmetsizce "hizmet alan" konumundayız. Bu bağlamdan yola çıkarak Gökkuşağı, acaba henüz bilmediğimiz neyin keşfine aynadır ?
    Gökkuşağına, değişik kültürler değişik anlamlar yüklemişler. Batı kültüründe umut ve şans sembolü, İran kültüründe renkler yorum alarak yeşil bolluk, kırmızı savaş ve sarı ile ölüm bağlantısı kurulmuş. Sibiryalılar güneş ışınlarıyla bağlantısından dolayı güneşin dili saymışlardır. Sıratköprüsü, gök köprüsü, selamet köprüsü v.s gibi daha nice anlamlar yüklenmiş. Bu anlam yüklemeleri ile insanoğlu gökkuşağının salt bir görsel şölen olmasından daha fazla bir manasının olduğunu şimdilik ispat edemez isede bulmaya çalıştıklarına delildir.
     Bilimsel olarak yağmur damlalarının güneşten aldıkları ışığın kırılmalarından oluştuğu bilinir.
Gökkuşağında görülen yedi renk; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur. Birçok bilimadamı renkler üzerine çalışmalar yapmışlardır. Mesela;
Newton, küçük bir noktadan ışık sızan karanlık odaya kendini kapatıp, gelen ışığa üçgen bir prizma tutmuş ve ışığın karanlıkta yedi renkli bir skala oluşturduğunu bir deneme sonucunda aynı renkleri bir odada görmüştür. Gökkuşağını yeryüzünden yarım ay şeklinde görür iken gökyüzünde tam bir daire şeklinde görülmeside ilginçtir. Güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpması neticesi oluşan daha silik bir ikinci kuşağın varlığının ise pek dikkat çekmemesi de manidardır. Kâinatta tesadüfe yer olmadığına göre bizlerin idrakine sunulmuş nice ayrıntılar gizlidir.
Birçok kişi kendince bir bağlantı kurarken bende tasavvufda ki seyr-i sulûk ile bir bağlantısı varmıdır acaba diye düşünmekteyim. Aslında delilsiz ispatsız bir beyin fırtınası meselesidir benim yaptığım. Renklerin psikolojik etkilerine bakınca ve  nefs aşamaları her meşrepçe farklılık göstermesine rağmen bir renk ile anlamlandırılınca ve bu renklerinde gökkuşağında olması ilgimizi çekti.
İzafi yönüyle baktığımızda ana ve ara renkleri ifade ederken ruhsal bakışla manaları daha da derinleşmekte. Mutlak gerçeği ifade etmese de;
İlk kuşağının daha belirgin, ikinci kuşağının daha silik ve  renk dizilimlerinin ters sıralanışı seyr-i sulûkdeki çıkış (seyr-i Anillah)  ve iniş (seyr-i fi-l eşya ) yolculuğunu hatırlattı.
Tasavvufi alanda da renk ve renksizlik oldukça fazla dile getirilen bir konu olmuş hatta nice gazel ve kasidelerde, şiirlerde renkler  kullanılmıştır.

Gâlib kızıldır açma sühan ağ u karadan
Söylenmedik ne var sefîd ü siyâh u sürh

(Ak ve karadan söz açma Gâlib kızıldır; beyaz,
siyah ve kırmızıdan söylenmedik ne kaldı?)

Geldikde bâğa ol meh eder ebr-i nev-bahâr
Envâ’-ı i’tizâr sefîd ü siyâh u sürh

(O ay gibi (beyaz) sevgili gül bahçesine (kırmızı)
gelse, ilkbahar bulutu (siyah) beyaz, siyah ve
kırmızı olmak üzere bin türlü özürler diler.)


Şeyh Gâlib

Martin Lings, önceleri protestan iken atesit olmuş yirmili yaşlarından sonra sufi Şeyh Ahmed Alevî eş-Şazelî  ile karşılaşıp müslüman olan bir edebiyatçıdır. Renklerle ilgili der ki;
“Her rengin geniş bir anlam bileşimi olduğunu hep akılda tutmalıyız.”

Selahaddin-i Uşşakî 'ye göre "Cemâl ve celâl sıfatlarının yaydığı ışıklar rengarenk olup cemâlden yeşil ve sarı,
celâlden ise kızıl ve al renkleri parıldar "


Hz.Mevlana ise der ki ; Manalar âleminde, o âlemin rengine boyanmak için eriyip gitmeliyim.
Demek ki her bir hâl aleminin kendine has rengi var.

Ah, ben ne de renksizim ve belirsizim
Ben bile kendimi olduğum gibi göremem
Bana sırlarını ortaya koy açıkla diyorsun
Fakat bulunduğum yerde sırları koyacak yer bile yok!”


Hz.Mevlana (k.s)

Hz.Mevlana'nın burada ifade ettiği renksizlikten kasdını Harîrîzâde Kemaleddin Efendi, tasavvufî olgunluk makâmlarında “Bilâ levn” diye bahsettiği renksizliği, varılacak son makâm olarak gösterir ki bu Allah"ın Boyası (Sıbğatullah) dır.

Yedi sayısının islam dinindeki önemi zaten malum.
Allah’ın (c.c) ilim, kudret, kelam, sem’(işitme) Basar(görme), hayat, irade adlı 7  subûtî sıfatı.
Kur’an-ı Kerim ezelden gelmiş ebede gidecek bir kitaptır. “E-B-D” harflerinin ebced değeri de 7’dir.
Ve Kur’an-ı Kerim miladî 7. asırda inmiştir.
Yedi kat gök
Yedi kat yer
Yedi nefis mertebesi
Yedi kez kabeyi tavaf  var ve 7 kez say var
Yedi ayetten oluşan Fatiha suresi
Yedi gün
Yedi kat cehennem
Yedi renkten oluşan gökkuşağı gibi daha birçok örnekler verilebilir.


Herşeyin en doğrusunu bilen Allah c.c  Gökkuşağını ne hikmetle bizlerin seyrine sunmuş bilmesekde, şimdilik bilimsel açıklamaları ile yetinirken  azamet ve kudretinin herşeye yettiğine delili çeçervesinde, görsel bir şölen olarak izlemeye devam ederiz.

İsra Doğan

/2011/

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 30 Temmuz 2011 19:36

 

Yorumlar  

 
#1 Ömer Faruk Hüsmüllü 30-07-2011 19:40
Sayın İsra Doğan,
Öncelikle Fikiryolu'na hoş geldiniz demek istiyorum.
Yazınızı zevkle okudum. Kutlarım.
Selam ve saygılarımla...
Alıntı
 
 
#2 İsra Doğan 30-07-2011 21:16
Hoşbuldum Sayın Hüsmüllü Beyefendi
Teşekkür eder saygılarımı sunarım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

YA BEN İSTANBUL’U ALACAĞIM
Türkiye Türklerinin İstanbul’un Fethi Destanı, 125 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3515
mod_vvisit_counterDün4197
mod_vvisit_counterBu Hafta34681
mod_vvisit_counterGeçen Hafta44274
mod_vvisit_counterBu Ay68345
mod_vvisit_counterGeçen Ay149815
mod_vvisit_counterToplam19937723

Şimdi: 51 misafir var.
IP: 34.239.167.74