Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


BU OYUNU OYNAMAK TEHLİKELİ VE YASAKTIR

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

‘’ Aşk eski bir yalan, Âdem’le Havva’dan kalan.’’

 Eski zamanlarda çocuk olmak farklıydı. Doktorculuk ya da evcilik oyunları oynanırdı. Çocuk olmak sokaklarda oynamak, koşmak, arkadaşlık, dostluk etmek demekti biraz da. Nasıl gelindi bugünlere şaşıp kalıyor insan.

Günümüz çocukları masa başında, sanal arkadaşlıklara doğru kaymış durumdalar. Tıpkı biz büyüklerin de kaydığı gibi. En iyi dostları artık bir adet mouse ve klavye… Bahçelerde, açık alanlarda oynanan oyunların yerini bilgisayar oyunları aldı. Prof. Dr. Yaşare Arnas’a göre, oyun, çocuğun fiziksel olarak gelişimi, duygularını ifade edebildiği, yeteneklerini, dil, zihin, sosyal ve duygusal becerilerini geliştirebildiği bir aktivitedir. Ya şimdilerde… Dershane-okul-ev-bilgisayar dörtgeni arasına sıkışmış, çocuk olmanın ayrıcalığını, güzelliğini doyasıya yaşayamayan evlatlarımız var karşımızda.

Peki, büyüyünce ne oluyor? Durum değişiyor mu? Teknolojinin ilerlemesini takiben yaşanan gerçek yalnızlıkların boşluğunu sanal dostluklar mı dolduruyor? Sanal tavla, sanal okey vb. gibi oyunlara bir oyun daha ekledi büyükler. ‘’Aşk oyunu ‘’ Evet, en tehlikeli oyunlardan biri haline gelmeye doğru hızla koşuyor bu oyun. İnsan ruhundaki derin ve sesiz yalnızlık çığlığı ulaşabildiği kadar uzağa, başka yalnız ruhlara dokunmaya ve kendini sağaltmaya çalışıyor. Peki bunu becerebiliyor mu yoksa sonuç hüsran mı oluyor? Karşınıza çıkan bir bayana ya da baya söylenebilecek birkaç güzel söz ne derece cazip bilir misiniz? Ne derece muhtaç buna sevgiden yoksun kalpler bir bilseniz… Oysaki en tehlikeli oyunlardan biridir bu. Bir görüntünü, bir güzel söz, aşk ve sevgi sözcükleri sizi öyle bir hızla çekiverir ki derinlerine… Bir de bakmışsınız kapılıp gitmişsinizdir.

‘’ Seni seviyorum.’’, ‘’ Sana aşığım.’’ Bu sözlerin ne kadar rahat bir tavırla kullanılabildiğini biliyor musunuz? Artık bu sevgi sözlerinin ne kadar sıradanlaştığını, insan ruhunun sevgi açlığını bir an için giderebiliyor gibi görünmesinin yanı sıra bu açlığı daha da derinleştirebileceğinin farkında mısınız? Bu sözleri bu kadar rahat tavırlarla kullanabilenlerin de bunun yükü altında bir gün ezilip gideceklerini, sadece kendilerini kandırmış olacaklarını da tahmin etmek çok zor değil. ‘’ Sevmek ‘’büyük bir yüktür yüreğe. Bunu taşıyamayacak bir kişinin asla kullanmaması gereken bir sözdür bu… Yani

 ‘’ Aşk oyun’unu’’ oynamak tehlikeli ve yasaktır. Bol gözyaşı ile sulanan bu oyunda bir gün boğulabilirsiniz.

Pek çok kişi artık devrin değiştiğini, eskilerde kalmış görücü usulü tanışmaların, düğünlerde bayramlarda, okul balolarında gerçekleştirilmeye çalışılan rastlantıların yerini sanal rastlantıların almasının gayet doğal olduğunu savunmaya başladı. Ve bu konu açıldığında kişilerin birbirine verdiği örnekler de çoğalmaya başladı. X kişisi de Y kişisi ile nette tanışmışlar ve şimdi evlenmişler, çocukları olmuş, çok mutluymuşlar… Daha benzeri birçok örnek… Her ne kadar bunları duymaya devam edeceksek de bazı gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

İnternet ortamında her şey o kadar rahat söylenebilmektedir ki neyin gerçekten doğru, neyin yanlış olduğunu anlayabilmek çok zorlaşmaktadır. Bu durum özellikle genç nesil için büyük bir tehlike arz etmektedir kanımca. Aile sorunları yaşayan, içinde bulunduğu koşullardan ne olursa olsun kurtulabilmeyi düşünen bir genç kızın netten tanıştığı, kim olduğunu, ne olduğunu tam bilmediği bir erkekle, birkaç güzel söze kanıp bohçasını toplayıp, minik bir not bırakıp çekip gidiveren genç kızlarımızın olduğunu biliyor musunuz? Ve ardından yaşanan onlarca hüsran… Ve dahası…

Kadın ticareti yapanların veya bir terör örgütünün eline düşülebildiğini, hiç görmediği ve âşık olduğunu sandığı kişi için çalıştığı şirketin kasasından gizlice çektiği parayı sevgilisine gönderildiğini ve daha buna benzer olayların yaşanarak günün birinde de ortaya çıktığında, adaletin eline düşülüp, gerçeklerle yüz yüze gelindiğinde yaşanan acıları, hayal kırıklıklarını ve derinleşen yaraları,  ne kadarımız biliyor acaba?

Ne yapabiliriz? Bu konuda en büyük görev kimlere düşmektedir? Bence toplumun her üyesi bir sorumluluk taşımalı, önce insan olduğunu; sanal değil, nefes alan, duygu taşıyan, yaşayan gerçek bir insan olduğunu unutmamalı. Ağzımızdan çıkacak her kelimeyi daha söylemeden bir kez daha düşünmeli, insan olmanın şerefli yanını ayaklar altına düşürmeden, her an insanlara ve fikirlerine empati ile yaklaşmaya çalışmalı, ne ekersek onu biçeceğimizi asla ve asla unutmamalıyız.

Sevgiyle kalın.
Müşerref ÖZDAŞ

Son Güncelleme: Perşembe, 16 Haziran 2011 19:45

 

Yorumlar  

 
#1 HAVVA HANÇER 16-06-2011 23:02
TŞK LER MÜŞERREF HANIM BU YAZINIZI KEŞKE DAHA GENİŞ KİTLELERE ULAŞTIRABİLSEK BU SORUN HEMEN HEMEN HER AİLENİN SORUNU BİZLER İNTERNETİ EVLERİMİZE GETİRDİK DURUM BÖYLE OLDU ASLINDA KİMSE MEMNUN DEGİL BU DURUMDAN AMA MAALESEFKİ ÇAGIN HASTLIGI DİYORUM BUNA İNŞ KURTULURUZ
Alıntı
 
 
#2 Mehmet Öner 16-06-2011 23:07
Günümüz en büyük tehlikesi bu sanırım.İnsanlar sanal ortamda kendilerini gizlemeyi tehlikeli bir biçimde kullanıyorlar.Kendilerine ve karşılarındakil ere verebilecek zararları düşünmeden birçok yanlış yapıyorlar.İlk yazışmada söylediği yalanları devam ettirmek zorunda kalıp çorap söküğü gibi daha tehlikeli sonuçlara doğru ilerliyorlar.
Alıntı
 
 
#3 Ümit Tezgiden 17-06-2011 03:40
Kuşağımız Belkide Eskilerin Son Kırıntıları. Bizler Sokak Kavramını,Sokak Oyunlarında Terleyerek,Arka daşlıkları Kan kardeş Olarak ,İlk Aşkları Bakışarak Komşulukları Televizyon Çıkana Dek Doyasıya Yaşadık..Sonra TonTon Dedikleri Bir Amca Çıkagelidi Evlerimize Enflasyon,Devel iasyon,Liberal Ekonomi Kavramlarını Soktu Lügatımıza,Komş uluklar Öldü Kimse Kimseye Selam Bile Vermez Oldu.Zamlara Yetişmek İçin Koşmak Zorundaydı İnsanlar.Avrupa Mallar Sardı Dört bir Yanı.Çağdaşlık Diyorlardı Adına Tv nin Yerini Atariler,Bilgis ayarlar Almaya Çocuklar Sokağa Çıkmamaya Başladı.Evde Sofralardan bireyler eksilmeye başladı teker teker.Arkadaşlıklarda , Ekranlarda Sanal Dedikleri Dünyada Yeşermeye başladı İnternetle.Herkes Kendi Kahramanı Olabiliyordu Bir Yumağın Sökülüşü Gibi Ard Arda Söylenen Yalanlarla.Artık Entegre Olmuştuk Dünya İle.. Bir Tık Uzakları Yakınlaştırdı Yakınları Uzaklaştırdı,Me deniyet Geldi Böyle Oldu.Çin Bile Yakın Oldu.ama Arkadaşlıklar Sanal Oldu,Dostluklar ise ÇAKMA.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

BARIŞÇI ALP
Saka Türklerinin Alp Er Tonga Destanı, 116 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3695
mod_vvisit_counterDün5012
mod_vvisit_counterBu Hafta8707
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay70681
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18169247

Şimdi: 58 misafir, 5 bots var.
IP: 35.172.150.239